Tezahür yani görünür olma

Bugün size yazacağım konu için bazılarını yok canım daha neler diyebilir olmayanı nasıl da somut hale getirecekmiş diye dalga geçen gülen travesti bireyler de olabilir aranızda ama ben şu kadarını söyleyebilirim ki isterseniz olur. Tezahür etmek kelimesini duydunuz mu hiç mutlaka kulağınıza bir yerden gelmiştir. Tezahür, görünmeyen bir şeyi görünür duruma getirme eylemidir. Yani bir anlamda, soyut olanı somut duruma getirmek ya da potansiyel olanı gerçek olana çevirmektir. Daha kapsamlı bir ifadeyle; arzu edilen şeyleri var etmek için bir insanın kendi aklının, ruhunun içsel yaratıcı enerjisiyle ve evrensel tamamlayıcılarla birlikte yaratılan eşzamanlı ve karşılıklı destekleyici bir ilişkinin kurulabilmesini sağlamaktır. Tezahür; önceden anlaşılamayan, beklenmedik ve hatta gizemli yollardan oluşuyor gibi görünmektir. Ve bunun boyutları yoğun bir kent merkezinde en uygun park yerini bulmaktan, geliriniz yokken faturalarınızı ödemeye yetecek parayı elde etmenize kadar uzanabilir. Ya da “tesadüfen” sizin için en doğru işi bulmak veya hayalinizdeki kişiyle tanışıp, ona âşık olmak olabilir. İşimizin, yaratıcılığımızın, inancımızın, güvenimizin, olumlamalarımızın ya da pozitif düşüncelerimizin verdiği güçle uzaklığın ve ayrılığın yarattığı tüm engellerden bir şekilde kurtulmalıyız. Bize ne olmasını istiyorsak onu tasarlamalıyız. Bizler aslında istediğimizi “elde etmiyoruz, istediğimize dönüşüyoruz.” Bütün tezahür eylemlerinde biz, gerçekte sadece kendimizin yeni bir görünümünü tezahür ettirmekteyiz. Tezahürler konusunda bir model olarak kendi enerjimizi ve niyetimizi kullanırken bu ağ kendiliğinden; tezahür ettirilen şeyin doğasına hizmet eden insanların, olayların, bağlantıların karışımı olan görünümün bir eşini yaratacaktır. Bu size çok abes geliyorsa yazıyı okumayı burada bırakabilirsini ama bana sorarsanız bunu gerçekleştirmiş olan Adana travestilerinden Aslı’nın anlatacaklarını dinleyin derim. Belirli bir tezahür projesini değerlendirirken, hedefinizi tasarlarken bedeninizin kendini nasıl hissettiği, bu hedefin peşine düşmekle doğru yapıp yapmadığınızı belirlemek iyi bir gösterge olacaktır. Öyle bir zaman olur ki, zihniniz ya da duygularınız bir şey isterken, bedeniniz buna gerilimle ya da enerji kaybıyla karşılık verebilir. Bu “bir şeylerin doğru olmadığına dair” bedensel bir tepkidir. Tezahür ettirmek istediğiniz şeyin varlığıyla bedensel ve ruhsal olarak birleşerek, onunla bir bütün olarak, ona enerji yüklersiniz. Tüm enerjini istediğini şeye yönlendirin ve bunu güçlü yapın sevgiler İclal.

Kadınlar

Kadınları anlamaya çalışarak boşa yorulmayın bana sorarsanız oldukları gibi kabul etmeyi denemek yapılacak en mantıklı iş olacaktır. Kadının düşünme biçiminin farklılığı erkek için çıldırtıcı olabilir. Kadın mantıkla hareket etmez. Fakat bu onun yoludur, doğasıdır. Çıldırma mantıksal zihne ait bir olgudur. Bir kadını sevdiğinizde, onu ne pahasına olursa olsun kaybetmek istemezsiniz, onu anlamak, hissetmek istersiniz. Tüm hayatınızı ve çalışmanızı ona adayabilirsiniz. Fakat ne yapsanız fayda etmez, neyin ne olduğunu anlayamazsınız. O hiçbir zaman sizi anlamaya çalışmaz. Kadın olmak zordur değil mi travesti dostlarım erkeklerin bizi anlamasına ihtimal bile vermiyorum. O sonuca, prosedür olmadan ulaşır, atlama yapar. İşin mucize tarafı onun mantıksal hareket etmeden haklı çıkmasıdır. Bu durum çıldırtıcı olabilir. Şimdi size Ankara travestilerinden Bade’den duyduğum bir hikayeyi anlatayım. Karısının büyük piyangoyu kazandığını duyan kocası çok şaşırır ve nasıl başardığını sorar. Karısı hemen anlatmaya başlar: “Rüyamda yedi rakamını üç kere gördüm ve bunun yirmi sekiz manasına geleceğini düşünerek bu rakamla başlayan bileti aldım” Kocası çok şaşırır ve “Ama üç kere yedi yirmi sekiz etmez ki” der. Karısı hemen yanıtlar ” Sen matematikçi olabilirsin ama piyangoyu kazanan benim.”Matematiği kim ne yapsın, önemli olan sonuçtur. Kadın zaten anlamıştır, bu yüzden anlamaya çalışmaz. Çağlardır erkekler kadınları anlamaya çalışarak hata yaptılar. Bayan psikanalizci, hastasının zihinsel ve duygusal durumu hakkındaki üç aylık yoğun araştırmasını tamamlar. Son sözlerini söylemek için hastasını çağırır. Hafitçe öksürür, kağıtlarına bakar ve sözlerine başlar. “Eee çalışmalarım sonucunda varmış olduğum nihai analiz ve profesyonel kanım şudur ki siz manyağın tekisiniz.”Hasta şok olur ve kızgın bir şekilde sorar “Söyleyeceğiniz başka bir şey yok mu?”“Evet var aynı zamanda da çirkin birisiniz.”Kadınları anlamaya çalışmayı bırakın. Onların var olan farklılıklarının, hayata değişik yaklaşımlarının tadına varın. Kadın sizin gibi düşünmez, sadece bedeni değil ruhu da farklıdır. Zihninizi bir kenara bırakın ve mevcut olanı yaşayın. Daha az entelektüel olun. Onunla dans edin, şarkı söyleyin, onu sevin. Onunla tartışmaya çalışmayın. Böylece kaybetmez ve çıldırmazsınız. Tartışma çıktığında onunla barış yolu arayın. Tartıştıkça daha fazla ısrarcı olmaya başlar ve kavga etmeniz kaçınılmaz olur. İstiyorsanız deneyebilirsiniz. Sevgiyle kalın İclal.

Kepeğe karşı asprin

Saçları çok harika görünen bir arkadaşım var yıllardır sırrını sormana rağmen doğru dürüst bir cevap alamamıştım ama araştırdım ve kendim buldum sırrı ben tüm travesti dostlarımla paylaşma yolunu seçtim çünkü istiyorum ki hepimizin saçları sağlıklı olsun ışıl ışıl parlasın. Aspirini ılık suda eritip, saçınıza sürün ve 15 dakika bekletin. Sonucunda neler olacağını biliyor musunuz? Kepek sorununu önler. Şampuana ekleyeceğiniz aspirin ile kepek oluşumunun önüne geçebilirsiniz. Aspirindeki salisilik asit kafa derisindeki ölü deri hücrelerini çözerek kepekleri azaltabilmektedir. Saç derinizdeki doğal yağları kaybetmek istemiyorsanız, aspirini ayrı şekilde kullanın. Haftada bir ezilmiş birkaç aspirini günlük şampuanınıza katın. Saçlarınız daha parlak görünür. Aspirindeki salisilik asit saçtaki kırıkları azaltır ve saçın daha parlak olmasına yardımcı olur. Saç dökülmesini engeller. Saçı mevsim değişikliği nedeniyle çokça dökülen Diyarbakır travestilerinden Işıl asprin sayesinde dökülmelerden kurtuldu. Saç dökülmesi yaşayan kişilerde prostaglandin D2 üretiminin yüksek olduğu bilinmektedir. Aspirin ise prostaglandinin üretimini en iyi engelleyen bileşimlerden biri olarak bilinir. Saç rengini koruma özelliği gösterir. Klorlu su, uzun süre güneşe maruz kalma gibi sebeplerden dolayı saç renginiz açılabilir. Bu durumu doğal yoldan toparlamak için birkaç aspirinin ılık suda çözülmesini bekleyin, karışımı saçınıza uygulayıp 15 dakika beklettikten sonra durulayın. Aspirinin diğer faydaları nelerdir? Migrenin semptomik tedavisi için birebirdir. Ateş düşürücüdür. Ateşli hastalıklarda, grip ve soğuk algınlığı gibi durumlarda ateş düşürür. Kalp ve tansiyon hastalıklarına iyi gelir. Kalp krizini ve felci engeller. Kolon kanserini önler. Cilt üzerinde nasıl bir etkisi vardır? Kaşıntıyı keser. Birkaç tablet Aspirinin ezilip toz haline getirildikten sonra bir nemlendirici krem ile karıştırılarak kaşınan bölgeye sürülebilir. Güneş yanıklarına iyi gelir. Ciltte güneş nedeniyle oluşan su kabarcıklarının geçmesine yardımcı olur. Yanmanın azalmasına ve cildin su toplamasının önüne geçer. Üretici Bayer, Aspirin’in etki ettiği diğer rahatsızlıkların araştırılmasını ve bu etkiyi nasıl gerçekleştirildiğiyle ilgili yapılan çalışmaları desteklemektedir. Mucizevi bir ilaç olarak kabul edilen aspirinin pek çok faydası vardır. Ancak bazı durumlarda dikkatle kullanılması çok önemlidir. Savurun şimdi rüzğar da parlayan saçlarınızı sağlıkla kalın İclal.

Affetmek

Ego mutsuzlukla geçinir; ne kadar çok mutsuzluk varsa onun için o kadar beslenme vardır. Coşku dolu anlarda ego tamamen yok olur ve tam tersi: Şayet ego yok olursa coşku üzerine yağmaya başlar. Eğer egoyu istersen affedemezsin, unutamazsın; özellikle de acıları, yaraları, hakaretleri, aşağılanmaları, kâbusları. Unutamayacağından değil. Onları abartmaya devam edip duracaksın, onları vurgulayacaksın. Hayatında güzel olan şeyleri unutmaya meyledeceksin, yaşamındaki neşeli anları unutacaksın; onlar ego söz konusu olduğu sürece bir amaca hizmet etmezler. Neşe ego için zehir gibidir ve mutsuzluksa vitamin gibidir. Egonun tüm mekanizmasını anlamak zorunda kalacaksın. Şayet affetmeye çalışırsan bu gerçek affediş değildir. Çaba ile sadece baskılayabilirsin. Sadece zihninin içinde sürüp giden aptalca oyunu anladığında affedebilirsin. Yeniden ve yeniden onun tüm saçmalığı görülmek zorundadır; aksi taktirde bir taraftan bastıracaksın ve o diğer taraftan gelmeye başlayacak. Bir şekliyle onu bastıracaksın; o ise kendisini başka bir biçimde gösterecek: Bazen o kadar zor fark edilir bir biçimde olur ki onun çok iyi yenilenmiş, yeniden dekore edilmiş ve dayanıp döşenmiş aynı eski yapı olduğunu fark etmek nerdeyse imkânsızdır, neredeyse yeniymiş gibi görünür. Ego negatifte yaşar çünkü temelde ego negatif bir olgudur; o hayır deme üzerinde var olur. Hayır egonun ruhudur. Ve nasıl olur da coşkuya hayır diyebilirsin? Mutsuzluğa hayır diyebilirsin, ıstıraba hayır diyebilirsin. Nasıl olur da çiçeklere ve yıldızlara ve günbatımına ve güzel, ilahi olan her şeye hayır diyebilirsin? Ve varoluşun tamamı onunla dolu – güllerle dolu – ancak sen hep dikenleri topluyorsun; bu dikenlere çok büyük bir yatırımın var. Bir taraftan devamlı olarak, “Hayır, bu perişanlığı istemiyorum” diyorsun ve diğer taraftan ise ona yapışıyorsun. Ve asırlardır sana affet denildi. Affet etrafındaki her kötülüğü affet ki ruhun huzura kavuşsun. Sen Alanya travestilerinden Gizem sana en büyük kötülüğü yapan insanı hiç unutamıyorsun değil mi? Unutma elbette ama bu senin içini fare gibi kemirip durdukça mutlu da olamıyorsun o halde gel affet siz de travesti bireyler affedin bırakın herkes ruhunuzdan uzağa gitsin. Ben şimdi herkesi affediyorum mutlulukla kalın İclal.

 

Değersizlik duygusu

Bilinçaltında en fazla görülen sorunlardan bir tanesi de değersizlik duygusudur. Bu duygu bütün hayatı çok olumsuz olarak etkiler. Eğer bilinçaltınızda değersizlik duygusu varsa bu duyguyu mutlaka temizlemeniz gereklidir. Değersizlik duygunuz varsa; Yaptığınız işlerin değeri olmadığına inanırsınız. Bu da başkalarının da yaptığınız işlere değer vermemesi sonucunu doğurur. Bazen hepimizde oluşan bu duygu değerli travesti bireyler bütün işlerimin olumsu gitmesine neden olur. Çevrenizdeki insanların size değer vermediğini düşünürsünüz. Birçok kişi değer vermediğini size gösterecek ya da hissettirecektir. Kendi inançlarınıza uygun insanlara hayatınıza çektiğiniz için bu çok sıklıkla görülen bir durumdur. Hak ettiğinizi almakta zorlanırsınız. Kendinize yeterince değer vermediğiniz için değerli bir şeyi hayatınıza kabul etmeniz kolay olmayacaktır. Almak ve vermek konusunda sorunlarınız olabilir. Özellikle almayı başaramaya bilirsiniz, size verilen şeyleri bile değersizlik duygunuz yüzünden kabul etmekte zorlanırsınız. İyi ve güzel şeyleri hak etmeme duygusu ile değersizlik duygusu çoğu zaman aynı anda bulunur ve birbirini besler. Değersizlik duygusu bu anlamda tüm hayatınızı olumsuz etkiler. Bu duygu iş hayatınızda, özel hayatınızda ve ilişkilerinizde istediğiniz kadar verimli olmanızı da ciddi olarak etkileyecektir. Değersizlik duygusunu nasıl temizleyeceksiniz? Öncelikle kişisel deneyimlerime dayanarak bu duygunun oldukça zorlayıcı olduğunu söyleyebilirim. Kişisel diyorum çünkü çok kapılırım ben bu duyguya bazılarınız zayıflık diyecek belki de ama ben güvensizlik diyorum. Kime güvensem elimde kalıyor derler ya çok yaşarım bunu ve benim gibi çok yaşayanlardan biri de sanırım Alanya travestilerinden Bahar o da değersi insanlara fala değer verir ve suçu kendinde bulup bu hisse kapılır. Benim en temel sorunum değersizlik duygusuydu ve uzun bir zaman bu sorunla uğraşmıştım. Temizlediğimi sandığım zamanlarda bile defalarca karşıma çıkarak tekrar tekrar bu sorunla uğraşmama neden olmuştu. Bu nedenle değersizlik duygusuna sahip olduğunuza inanıyorsanız sabırlı bir şekilde çalışmanız gereklidir. Yirmi bir gün boyunca yapılması gereken şeyler var bu yirmi bir gün kuralını daha önce sizlere anlatmıştım tekrar bu konuya girmeyeceğim. “Ben çok değerliyim, kendi değerimi biliyorum ve kabul ediyorum” demek başlangıç olsun ben sizlere inanıyorum her şeyin üstesinden kalkabilirsiniz sevgiyle kalın İclal.

Aura

Zaman zaman aura enerjilerinizin zayıfladığı olasıdır. Bunun çeşitli nedenlerinden bazıları; stres, aşırı yorgunluk, sağlığın bozulması ya da çevrenizden birilerinin sizden enerji “hortumlamalarıdır. Aura enerjilerinizin şu ya da bu şekilde azaldığını ya da doğrudan doğruya bir aura korunma gereksinimi hissederseniz, hemen uygulayabileceğiniz yöntemlerden bahsetmek istiyorum. Her iki elinizin baş ve işaret parmaklarınızdan birer halka oluşturun ve bu halkaları iç içe geçirin. Kendinizi bembeyaz bir ışıkla sarılı olarak tasavvur edin. Birkaç dakika içinde kendinizi daha canlı ve enerjik hissedeceksiniz. Eğer her gün karşı karşıya gelmek durumunda olduğunuz kişi ya da kişiler (partneriniz, patronunuz vb.) sizin enerji yitirmenize neden oluyorlarsa, bu yöntemi her gün yinelemeniz yerinde olur. Maalesef etrafımızı herkesi biz seçemiyoruz ve bazen öyle insanlarla muhatap olmak zorunda kalıyoruz ki adeta tüm enerjimiz bir hortumla çekiliyormuş gibi kuruyor. Bu nedenle benim en sık denediğim yöntem budur. Sadece zararlı stresten korunmak için vücudunuzu tepeden tırnağa güzel bir gök kuşağına sarılmış olarak tasavvur edebilirsiniz. Bu gökkuşağı koruma sadece stresi sizden atmakla kalmayacak, aynı zamanda size enerji vereceği gibi, sizi çevrenizde daha sevilir bir kişi haline getirecektir. Aslında sizden sadece denemenizi isteyeceğim kapatın gözlerinizi ve travesti bireyler bu yöntemlerden birini kendinize uygulayın. Başka bir yöntem de, doğrudan doğruya ve sadece kendinizi tertemiz ve bembeyaz bir ışığın içinde tasavvur etmektir. Bu korumaya “koruyucu aura” da denir. Bu koruma size yönelik olumsuz her şeyi yansıtarak uzaklaştıracaktır. Bu beyaz ışığı, bir bakıma “spiritüel bir zırh” gibi olası olumsuz durumlara karşı kuşanabilirsiniz. Beyazın işe yaradığını Ankara travestilerinden Bade anlattı bana o da sürekli beyaz zırh korumasını kullanıyormuş. Elbette korunma, tedaviden daha iyi ve akıllıca bir tutumdur. Sağlığınızla ilgili herhangi bir olumsuzluk sezinlerseniz, bu bir olasılık olsa bile yukarıdaki yöntemlerden birini devreye sokmakta tereddüt etmeyin.Unutmayın ki, eğer bedeninize iyi bakarsanız, o da size bakacaktır ve bunun yararlı sonuçları hemen auranıza da yansıyacaktır. Sağlıklı bol enerjili günler dilerim İclal.

Kafayı zorlamak

Beyin de tıpkı kullanılmayan aletler gibi zamanla pas tutar ve işlevsel hale gelir. O yüzden onu çalıştırmak ve paslanmasını önlemek zorundayız. Bunu nasıl yapacağız diye soran travesti bireylere birkaç çarpıcı örnek vererek açıklamak istiyorum. Film izlemek hepimizin zevk alarak yaptığı eylemlerden biri ama ne izlediğimi çok önemlidir.Hani şu senaryolarıyla bizi bizden alan! “Şimdi bunun sonunda ne oldu, e o zaman katil kimdi, nasıl hepsi bir rüya mıydı…” gibi tepkiler verdiğimiz, anlamak için gerçekten kafa patlattığımız filmlerden bahsediyorum. Bu öneriyi de beyninize iyi gelecek bir egzersiz olarak düşünebilirsiniz. Hatta bugünden tezi yok, aşağıdaki listeyi inceleyerek, beyin yakan filmlerle nöronlarınızı çılgınlar gibi dans ettirebilirsiniz. Motosiklet kullanmak ve zeka mı? Evet evet! Tam olarak bunu söylüyorum. Kişiyi genç hissettirmesinin yanı sıra motosiklet kullanmak beyin fonksiyonlarına da iyi geliyor. Yapılan araştırmalar uzun yıllar motosiklet kullananların Alzheimer gibi hastalıklara yakalanmadığını ve beyin fonksiyonlarının diğerlerinden çok daha iyi olduğunu öne sürüyor. Motosiklet kullanan Antalya travestileri içinden Gizem hem biler gibi her yere geç kalmıyor hem de kesesi daha a zarar görüyor sonuçta arabadan daha ekonomik bir ulaşım aracıdır motor ve bisikletler. Örgü örmek beynin birçok bölgesinin aynı anda uyarılmasını sağlayan bir eylem. Ayrıca aynı hareketleri ritmik bir şekilde tekrarladığınız için örgü örmek beyninizde bir nevi meditasyon yapmışsınız gibi etki yaratıyor. Yani yarından tezi yok, alın elinize şişinizi, tığınızı, ipinizi, bu zeka geliştirme yöntemini siz de kullanmaya başlayın.Yapılan pek çok farklı araştırma müzik dinlemenin hafızayı güçlendirdiğini ve odaklanma kabiliyetini arttırdığını gösteriyor. Hem bir tek dinlemek de değil! Bir enstrüman çalmak, ritim tutmak, beste yapmak, şarkı söylemek de beyin sağlığı açısından faydalı aktiviteler. Hatta bu noktada size; seviyorsanız yabancı müzik dinlemenizi ve şarkıların sözlerini anlayıp ezberlemeye çalışmanızı önerebilirim. Arkadaş grubunuzun içindeki en zeki kişi olmak adına “zekası yüksek” olmayan kişilerle takılmayın. Her zaman kendinizden daha zeki olanlarla arkadaşlık etmeye, bu nitelikte insanlarla bağlantılar kurmaya çalışın. Emin olun, beyniniz için diğer seçeneğe göre çok daha faydalı bir şey yapmış olacaksınız. Sevgiyle kalın İclal.

Dedikodu ve mutluluk

Hepimizin gün içinde merak ettiği birçok şey olur. Bazı zamanlar en çok merak ettiğimiz ve hakkında saatlerce konuştuğumuz konular başkalarının davranışları, yaptıkları veya hayatları olabiliyor. O an güzel gelse bile kısa süreli biz haz yaşamaktan öteye götürmez kimseyi başkaları hakkında konuşmak. Dedikodusu yapılan insanlar kendi hayatlarını yaşarken, dedikodu yapanlar onların hayatlarını konuşmakla meşgul. Dedikodusu yapılan insanlar genellikle sizden daha mutlu bir hayat yaşarlar neden mi? Zamanlarını başkaları hakkında konuşarak harcamazlar:“Büyük insanlar fikirleri, orta insanlar olayları, küçük insanlar diğer insanları konuşur.” Sözünü muhtemelen duymuşsunuzdur. Dedikodusunu yaptığınız kişi işte o insanlardan biri. Kendisiyle meşgul ve işini yapıyor. Kendisini geliştiriyor ve mutlu. Etraflarında Dedikoducu İnsanları Barındırmazlar: Mutluluğumuz ve iyi olmamız çoğunlukla etrafımızdaki insanların kim olduğuyla ilgilidir. Eğer etrafınız dedikoducularla doluysa, kendinizi çok fazla geliştiremezsiniz. Dedikodu zehirlidir. Sen travesti kardeşim her sabah evinden çıkarken komşularının arkandan konuştuğunu biliyorsun ama aldırmıyorsun. Eğer dedikodusunu yaptığınız kişinin sizin veya başka birisinin dedikodusunu yaptığını duymuyorsanız, muhtemelen yapacak daha iyi işleri olduğu içindir. Eğer çok fazla dedikodu yapıyorsanız kendinize dönüp bir bakın ve mutlu olup olmadığınızı sorgulayın. İnsanlar dedikodu yaptıklarında taraf tutmaya da başlarlar. Bir fikre veya inanca hep birlikte bağlanırlar. Sonuçta yaptıklarına tepki gösterilince veya zorluklarla karşılaşınca grup olarak “ne cesaretle bizi zorluyorlar” reaksiyonu olur ve bu da aşırı mutsuzluğa sebep olur. Ama bunun yerine dedikodu ile vakit kaybetmeyi bırakıp duyduğunuz her şeye inanmaz ve dedikodulara kulak asmazsanız çok daha mutlu olabilirsiniz. Mutluluk başkalarının hayatı ile ilgilenmediğiniz zaman başlayacak. Bunu anlayan Ankara travestilerinden Bade artık takmıyor arkasından söylenenleri ve mutlu hepimiz öyle yapalım. Dedikodu sizi hiçbir yere götürmez. Dedikodudan hiçbir şey öğrenemezsiniz. Size yargılayıcı ve önyargılı olmayı öğretmekten başka size hiçbir şey kazandırmaz. Peki ya dedikodusunu yaptığınız kişi? Dedikodu yapmadığı için insanları yargılamaz haklarında önyargılı hükümler vermez. Daha üretken ve yeni bir şeyler öğrenmekle meşgul olur. Kendisini geliştirir ve kendisini geliştiren diğer insanlar gibi daha mutlu olur. Sevgiyle kalın İclal.

Mutluluk senin ellerinde

Hepimiz mutlu olmak için yaşarız eğer sorunlu bir hayatı seven ruhu hastalıklı kişiler değilsek tabi. Mutlu olmak aslında sadece sana bağlı sen kendini mutlu etmek istedikten sonra kimse buna engel koyamaz şimdi değerli travesti burada yazılanları oku ve uygula. Sonrası iyilik sağlık ve sonsuz mutluluk olacaktır. Üzgün olduğunda, kırıldığında, acı çektiğinde, mutsuz hissettiğinde kendine özen göster, tıpkı hasta bakar gibi kendine bakım uygula. Yapmaktan hoşlandığın aktivitelerle meşgul ol ve bu durumdan çıkarak kimsenin seni incitmesine, üzmesine izin vermeyeceğini göster. Hayatta her şeyin bir bedeli olduğunu asla unutma ve bedel ödemekten istemediğin için kendini boşlukta bırakma. Örneğin bir insanı incitmişsen, ödeyeceğin bedel o insanın güvenini yitirmektir. Eğer seni sevmeyen biriyle birlikteysen, yalnız kalmaktan korkup ilişkide kalma, çünkü kalmanın bedeli sevgisiz bir hapiste yaşamaktır. Eğer farklı olmaktan korkuyorsan ve başka insanları taklit edip onlar gibi olmaya çalışıyorsan, ödeyeceğin bedel kendine olan saygını yitirmek olacaktır. Diğer taraftan bazen kendin gibi olmanın bedelinin de yalnız kalmak olduğunu unutma. O halde yaşamda her zaman bir bedel ödeyeceğini hatırla. Bir adım atmadan önce mutlaka ödeyeceğin bedeli bil ve kazanacaklarına değip değmediğine bakarak kararlarını ver. İnsanlara karşı nazik ve sevecen ol, ne olursa olsun asla bir başka insanı kırmak için konuşma, bilinçli olarak üzmeye çalışma ve kendi acını hafifletmek için bir başkasını yaralama. Hayatta en büyük dostun sen olabileceğin gibi hayattaki en büyük düşmanın gene sen olabilirsin. İnsanın kendine nasıl düşman olacağını Antalya travestilerinden Bahar çok iyi bilir bir dönem yaşadıkları onu kendine düşman etmişti. Seçimini yap ve kendin için dostu mu yoksa düşmanı mı olacağına karar ver. Yaşamdaki tüm acıları atlatabilirsin, her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirsin, istersen kötü alışkanlıklarını bırakabilir ve her zaman yeniden başlayabilirsin. İstersen kendine yeni bir hayat kurabilirsin. Eğer kendinin dostu olabilirsen. Asla tecrübe kazanmaktan kaçma. Ne kadar zor olursa olsun, yeniden ayağa kalk ve yola devam et. Hayatı öğrenmek için o tecrübelere ihtiyacın var. Kalbin aşk acısı ile yaralanmış ise, sonsuza kadar kendini aşka kapatma. Ruhun insanların acımasızlığı ile incinmiş ise, hayata küsüp kendini karanlık bir dünyada yaşamaya zorlama. Bedenin çok büyük acılar çekmişse, kendini uyuşturup bırakma. Unutma bilge insan hayatı yaşayandır. Cesur insan korkusuzca devam edebilendir. Kahraman insan tüm acılarına rağmen yenilmeyendir. Yenilmeyin sevgiler İclal.

Ağrıları tetikleyen duygular

Her ağrının fiziksel sebebi olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz bazen ağrılar içimizden kaynaklanır yani tamamen psikolojik olabilir. Yok yanlış anlamayın delilikten bahsetmiyorum. Hoş bazen benim delirdiğim doğrudur. Yakın travesti dostlarım bilirler haksızlık karşısında acayip deliririm. Hatta bir seferinde İzmir travestilerinden Buse şahit olmuştu gözümün nasıl döndüğüne neyse konumuza dönelim dağıttım yine. Vücudumuzdaki ağrıların fiziksel sebeplerinin yanı sıra duygusal sebepleri de olabilir. Buraya kadar normal, çünkü hepimiz stresin bir takım ağrı ve acıları tetiklediğini biliyoruz. Hepimizin tahmin edebileceği gibi baş ağrısının en önemli sebeplerinden biri gün içerisinde yaşanan stres, bu stresten kaynaklı kasılmalar ve rahatlayamama, düzensiz nefes almak ve beyne giden oksijenin azalması. Kronik boyun ağrısının arkasında insanları affedememek ve kin beslemek yatıyor olabilir. Koy verin gitsin, tatlı canınızdan değerli mi? Herkesi affettim ama ağrım geçmiyor diyorsanız biraz egzersiz işe yarar belki. Omuz ağrısı duygusal bir yükü taşımayı ifade edebiliyormuş. Bu yük bir başkasının size yüklediği yük de olabilir, bir suçluluk duygusu da. Sırt ağrısı çevrenizden beklediğiniz destek ve sevgi eksikliğinden kaynaklanıyor olabilirmiş. Savaşmayalım, sevelim, sevişelim ama biz yine de oturma ve duruş bozukluklarımızı da gözden geçirelim. Bel ağrısının sebebi maddi kaygılar ve gelecekle ilgili dünyevi endişeler (ev, iş, para, geçim derdi) olabiliyormuş. Belini doğrultamamak terimi tesadüf olabilir mi? Psikologlar ellerimizin diğer insanlarla olan iletişim araçlarımız olduğunu ifade ediyor, bu sebeple vücut dilimizde en çok ellerimizi kullanıyoruz. Ellerimizde duyduğumuz ağrının kaynağı da iletişim eksikliği, anlatmak isteyip anlatamadıklarımız, kendimizi ifade edemeyişimiz olabilir. Mouse kullanım alışkanlıklarımızı da gözden geçirmekte fayda var. Kalçaların ve dirseklerin değişime en çok direnen bölgeler olduğu söyleniyor. Hayatımızda büyük değişiklikler yaşadığımızda, koşa koşa seve seve değiştiğimizi düşündüğümüz zamanlarda bile kalçalarımız ve dirseklerimiz bu değişime direniyor ve düzeni korumak istiyor olabilir, böyle durumlarda ise sinyal veriyorlarmış. Diz Ağrılarının sebebinin yüksek ego, kibir ve kendini beğenmişlik olduğu düşünülmüş. Biraz tevazu lütfen. Ayrıca yokuş aşağı koşmamaya da özen gösterelim, 65 yaşında emekli olup da gezmek istediğimizde o dizlere çok ihtiyacımız olacak. Bacak ağrılarının kişinin kendine güvensizliği, yetersizlik duygusu ve kıskançlıkla tetiklendiği düşünülüyor. Vücudun bütün yükünün ayaklarımızda birikmesi gibi, kötümserliğimizin olumsuz etkileri de ayakları etkiliyor, umutsuz başın cezasını ayaklar çekiyor. Sağlıklı günler dilerim İclal.