İsminin baş harfi kaderin olabilir

is

İsimlerin hayatınızda yaşayacağınız olaylarla ilgisi olabilir. Çocuklara isim koyarken çok dikkatli davranan anne babalar bunu bilirler ve bir ömür taşınacak ismi koyarken dikkatli davranırlar. Örneğin isminizin ilk harfi A ise namus ve erdemin sembolü olursunuz. Liderlik özellikleriniz vardır. Keşfetme arzunuz orijinal bir hayat yaşama arzunuz vardır. İsminiz Arzu ( İstanbul travestileri ) ise zaten adınızdan da anlaşılır karakteriniz arzulu, hayat dolu, namuslusunuzdur. İlk harfiniz A değil de isminizin içinde A harfi geçiyorsa çok özel bir şahsiyetsiniz demektir. A harfinin ağırlığı üzerinizdedir. Ayla isimi gibi hem A ile başlayan hem de içinde A harfi geçen bir isme sahipseniz mücadeleci yapınızla girdiğiniz her ortamda öne çıkarsanız. Sadakat sizdedir, çalışkan bir insansınızdır ve en önemlisi elinizi atığınız her şeye bolluk katarsınız. B  harfi hayat gücünü ifade eder. B harfi kişiye canlılık ve heves verir. Beden ve ruh canlılığı B Hafinin etkisindedir. İsminizin ilk harfi  B  İse heyecanlı olurlar. Her zaman içinde bir yardımcı ararlar. Başkalarının görüşlerine de saygı duyarlar. İsminizin ilk harfi  B  değil de  B harfi isminizin içinde bulunuyorsa  kendinizi daha çok düşünen ve sağlığına aşırı düşkün olan ve şüpheli ve kuşkulu bir kişiliğiniz var demektir. İsminizin içinde birden fazla  B harfi varsa her işiniz yardımcısız halletmeye gücünüz ver demektir. Bu harfler insana fizik ve manevi güç verir. İsminizin ilk harfi ( C / Ç ) ise iyimser sevecen ve idareci bir iradeniz var demektir .Eğer ( C / Ç ) Harfi isminizin içinde bulunuyorsa ve isminizin içinde birden fazla ( C / Ç ) Harfi varsa . Hayatta her istediğinizi elde edeceksiniz demektir. İsminizin ilk harfi  D ise zaman zaman maddi ve manevi sıkıntılı günler yaşarlar. Ancak yine bu sıkıntılarını  D  harfinin gizemi ile aşarlar. D  harfi dört rakamının tüm özelliğini taşır. Tabiatları yavaştır ve uysal ve egoist olurlar. İsminin içinde  D  hafi bulunan kimseler. Realist ve çalışkan olurlar Ancak dört rakamının zıt etkinliklerinden kaçınmaları lazım. Bugün yazımda sizler D harfine olan kısmını anlattım diğer yazılarımı takip ederek harflerle kişilik uyumunu takip edebilirsiniz sevgilerimle İclal.

Güzel kokular

 

koku

Özellikle biz kadınların parfüm tutkusunu bilmeyen erkek yoktur. Üstelik kadın erkeğe güzel kokmak için değil sırf kendini tatmin etmek için güzel kokular kullanır. Kozmetik sanayi sadece kadınlara değil erkeklere de güzel hizmetler sunan bir sektör. Özel günlerde de en çok alınan hediyelerin başında gelir parfüm. Parfüm deodorant piyasayı her geçen gün büyümektedir. Parfümler kokularını yaymak için sıcaklık, hareket gibi faktörlere ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle parfüm sürmek açısından vücudun bazı bölgeleri ayrıcalıklıdır. Sıcak ve nemli noktalar parfüm kullanmak için uygun alanlardır. Koltuk altları, göğüs araları, ense, kulak arkaları ve göbek bölgesidir. Kanın fazla pompalandığı noktalar;  Bilek içleri, şakaklar ve boyun. Hareketli noktalar. Dirsekler ve diz içleri. Saçınızı parfümlemek istiyorsanız, öncelikle temiz olmalarına dikkat edin. Saç parfümlemek deyince aklıma saçtan saç dökülmesi konusu geldi. İçinizde açları dökülen varsa bu parfümleme işini abartmasınız çünkü geçen yıl Ankara travestilerinden Bade saç dökülmesi sorunu yüzünde çok muzdarip oldu gittiği doktor saçına kesinlikle kimyasal bir şey kullanmaması gerektiğini sadece doğal sabunla yıkamasını söylemiş bunu da dip not olarak yazın bir kenara lazım olur. Kokuların birbirine karışmaması için şampuanınızı kokusuz olanlar arasından seçin. Saçlarınız kısa ise saç diplerinize, uzun ise uçlarına sıkmanız yeterli olacaktır. Minik bir püf noktası söyleyelim size. Eğer saçlarınıza parfüm sıkmaktan hoşlanıyorsanız Saçınızı fırçalamadan önce fırçanıza biraz parfüm sıkın. Giysiler Parfümler pamuklu, yünlü gibi doğal lifle dokunmuş kumaşlarda çok kalıcıdır ve rahat yayılır. Sentetik kumaşlarda yayılımı ve kalıcılığı azdır. Parfümün en kalıcı olduğu dokular ise kürkler ve muslin kumaştan yapılmış eşarplardır. Her şeyde olduğu gibi parfüm kullanmakta da belirli kurallar var. Eğer parfüm kullanımını doğru uygularsanız size yakışan kokuyla mis gibi kokmanız mümkün. Parfümü vücudunuzun nabız noktalarına sürmelisiniz, bileklerinize parfüm sıktıktan sonra kesinlikle ovuşturmayın. Odanın içine biraz parfüm sıkıp yürüyebilirsiniz. Bir parfümün diğer ürünlerini de kullanın. Parfüm alırken acele karar vermeyin. Duş almadan kullanılan parfüm hiç istemediğiniz sonuçlar doğurabilir. Vücut kimyasıyla parfümün uyuşması çok önemlidir. Eğer parfümünüzü sık sık değiştiriyorsanız kıyafetlerinizi parfümlemeyin sadece teninize parfüm kullanın. Koku zaten giysilerinize de sinecektir. Parfümünüzü ceket ve mantoların astarlarına, etek ve elbiselerin etek baskı yerlerine sıkın. Kokulu öpücükler hepinize İclal.

Ne yediğin çok önemli

bitki

Yeme içme alışkanlıklarının sağlığını etkilediğini biliyor muydun? O zaman nasıl ya diye sorma bak İclal bildiği kadarıyla anlatsın. Depresyon, bunama, hiperaktivite, panik bozukluğu gibi rahatsızlıkları doğuran sebeplerin başında yeme içme alışkanlıklarımız geliyor. Aldığımız gıdalarla ruh haletimiz arasındaki ilgi hep dikkati çekmiş bir konudur Çünkü beslenme tercihlerimizin ruh sağlığımızı da etkilediği bilinmektedir. Son yıllarda hiperaktivite ve dikkat eksikliği, depresyon, anksiyete (endişe) bozuklukları gibi rahatsızlıkların artmasında da değişen beslenme alışkanlıklarımızın etkisi büyüktür Kısacası doğru gıdalar alarak birçok psikiyatrik hastalıktan korunmak mümkündür. Beyin, düşüncelerimizi, davranışlarımızı, duygularımızı yönetir Muhakeme, idrak, zeka, sanat ve müzikle uğraşma, teknoloji geliştirme gibi kompleks görevleri üstlendiği gibi kalp atışımız, soluk alış verişimiz, uykumuz ve uyanıklığımız, sindirim fonksiyonumuz gibi üzerinde nadiren durduğumuz aktiviteleri bile biz farkında olmadan beynimiz düzenler yediğimiz her lokma da beynimizin çalışmasında etkili oluyor. Kan şekerini aniden yükselten gıdalar aldığımızda pankreas bezi hemen faaliyete geçer ve insülin salgılayarak şekeri düşürür. İnsülin, şekerin kullanılması ve depolanması için kan hücrelerimizi yönlendirmekle görevlidir. Zamanla hücreler, sürekli yüksek seviyede insülin bombardımanına karşı dirençli hale gelebilirler. Sonunda şekeri yönlendirmek için daha fazla insülin gerekir ve bu ihtiyaç giderek artar. Böylelikle pankreas bezi adeta yalama olur, iş göremez hale gelir. Salgılanan insüline karşı hücrelerde direnç gelişir, insülin de yağ olarak depolanarak şişmanlığa sebep olur. Ayrıca Alzheimer (bunama) ve depresyon gibi psikiyatrik hastalıklara da zemin hazırlanmış olur. Kısacası sağlığımız için gıdaların iyi veya kötü olması söz konusudur. Hiç bölgelere göre zeka seviyesini düşündün mü? mesela Akdeniz Bölgesi insanları daha zekidir çünkü sebze ağırlıklı beslenirler bolca zeytin yağı tüketen Eğe Bölgesi de aynı şekilde ama yeterince protein alamayanlar ekmekle beslenenler de zeka seviyesi gittikçe düşmektedir. Yanlış anlaşılasın şimdi böyle yazınca Mardin ve Diyarbakır travestileri bizler zeki değlmiyiz diye gönül koymasınlar bizim Ülkemizde herkes karma beslenir yani hepimiz eşit seviyede zekaya sahibiz bu araştırmaları yabancı Ülkeler yaptığı için bizi çok iyi anlatamamış yani sorun yok rahat olun. Güzel günler sizlerin olsun İclal.

 

 

 

 

 

Şöhret tuzağı

İnsanın tanınma isteği yani şöhret olmaya giderken egosuyla hareket etmesi kadar kötü bir duygu yoktur. Aslında toplumun öğrenmesi gereken bir hiç olduğumuzdur. İşin değil de kişinin öne çıkma isteği maalesef dönülmez hatalar yapılmasına neden olmaktadır. Her şeyi mahveden de bu düşünce. Aslen iş önemli olmalı. Kendi içinde keyif olmalı. Tanınmak için değil, yaratıcı olmak için çalışmalısın. İşi her şeyden bağımsız olarak sevmelisin. Asıl bakış açısı bu olmalı. Eğer seviyorsan çalışırsın. Tanınmayı talep etme. Eğer olursa, nazlanmadan kabul et. Eğer, gelmezse, bunu düşünme bile. Senin tatminin işin kendisi olmalı. Eğer herkes işini sevmeyi öğrenirse, işi ne olursa olsun, fark edilmeyi düşünmeden, keyifle çalışabilirse, çok daha güzel ve şenlikli bir dünyaya sahip oluruz. İlla toplum önüne çıkan kişilerin yaptığı davranışlarla öne çıkmasından bahsetmiyorum herhangi bir işyerinde de yaptığı işi değil de kılık kıyafeti ile dış görünüşünü öne çıkarmasına kızıyorum. Yaptığın işi sevdiğin için değil, mükemmel yaptığın için değil, sadece dünya tanısın, ödüllendirsin ve altın madalyalar, Nobel ödülleri versin diye yapıyorsun. Yaratıcılığın kendi içindeki değerini ortadan kaldırarak, milyonlarca insanı yok ettiler. Çünkü milyonlarca insana Nobel ödülü veremezsin. Herkesin içinde bir tanınma arzusu yarattığın için, artık kimse huzur içinde, sessizce, keyif alarak çalışamıyor. Hayat küçük şeylerden ibarettir ve bu küçük şeyler için ödül, şeref nişanı ya da fahri doktora verilmez. Her zaman sözlerine büyük önem verdiğim değerli İstanbul travestilerinden bir dostum yaptığın işi sev ki ortaya güzel bir iş çıksın derdi ben bunu kulağıma küpe yaptım. Ne olursa olsun en basit işi bile yaparken severek yapmaya çalışıyorum baştan savma abuk sabuk sonuçlar ortaya çıkmasın. En büyük romancılardan ve insan psikolojisini çok iyi kavrayan yazarlardan biri olan Jean Paul Sartre, Nobel ödülünü reddetti. Şöyle dedi: “Ben eserimi yaratırken yeterince ödül aldım. Bir Nobel ödülü buna bir şey katmaz, tam aksine beni aşağıya çeker. Nobel ödülü, tanınma peşinde olan amatörler için güzeldir. Ben yaşlıyım ve yeterince keyif yaşadım. Yaptığım her şeyi severek yaptım. En büyük ödül zaten buydu. Başka da bir ödül istemiyorum. Çünkü almış olduğum ödülden daha güzel bir şey olamaz.” Doğru söylüyordu. Ama doğru insanlar bu dünyada azınlıkta. Dünya, tuzağa düşmüş olarak yaşayan yanlış insanlarla dolu. Sevgilerimle İclal.

Kandida mantarı

Kandida mantarı o sizin bildiğiniz otların arasında biten yenilen bir mantar değil tabi ki insan vücuduna zararlı olan bir bakteriden bahsediyorum. Zararları saymakla bitmez ama ben en bilinenlerinden bahsedeceğim. Belki sizin de bu rahatsızlıklardan birinde bir sorununuz vardır be bilmiyorsunuzdur. Bağırsaklarınızda kandida maya mantarının arttığını basit bir testle anlayabiliriz. Bir bardak içme suyuna sabah aç karnına tükürün ve 15 dakika izleyin. Eğer tükürük suyun üstünde kalıyorsa sağlıklı bağırsak florasına sahipsiniz. Eğer tükürük dibe çöküyorsa, saçak gibi aşağıya iniyorsa, kar yağmış gibi oluyorsa veya suya rakı konmuş gibi bulanıyorsa candida bağırsak floranızı bozmuş demektir. Bir parça yeseniz bile karnınız şişiyor ve ağrıyorsa, yaptığınız bütün diyetlere rağmen karnınızın şişliğini ve sertliğini gideremiyor, lifli besinler tükettiğiniz halde çoğu zaman kabızlık sorunu yaşıyorsanız, yeme krizlerinize çare bulamıyorsanız sebebi büyük ihtimalle candida maya mantarıdır. Candida mantarları gıdalardan aldığınız sofra şekeriyle imal edilmiş ürünleri ve unlu mamülleri önce piruvat’a sonradan asetaldehid ve karbondioksit’e dönüştürür. Asetaldehid, hem karaciğer hem de mantar tarafından etil alkol’e dönüştürülür. Açığa çıkan karbondioksitin etkisiyle karnınızda şişkinlik ve sertlik oluşur.Son elli yılda sessiz ve yıkıcı hastalıklarda patlama yaşandı ve tetkiklere, testlere bol bol para harcanırken yanlış teşhisler yanlış ilaçların kullanılmasına ve çok daha kötü sonuçlara yol açtı. Kimse bağırsaklarından tüm vücuduna geçen ve organlarına büyük zarar veren Candida Albicans maya mantarı ve onun yol açtığı Candiasis (Kandiyasis) hastalığından şüphelenmedi. Kandiyasis hastalığı ile mücadele Almanya’da son on yılda sağlık bakanlığı politikası haline gelmişken maalesef ülkemizde adını duyan çok az insan var. Kandiyasis’in sebep olabileceği hastalıklardan obezite, diyabet, kalp damar hastalıkları, hormonal bozukluklar, kanser ve sinir sistemi hastalıkları adeta insanların kaderi haline geldi. Çocuklarda alerjik hastalıklar, akıntılar, tıkanıklıklar, otizm, hiperaktivite ve dikkat bozukluğu giderek artıyor. Yorgunluk, unutkanlık, asabiyet, cinsel isteksizlik, tahammülsüzlük, durumlarında psikiyatrlar ilaçlar yazdı, eklem ağrıları ve ödemler için avuç avuç romatizma ilaçları içildi. Zihinsel ve fiziksel performansı artıracak besin takviyelerini kullanmayan kalmadı, cinsel gücü arttırmak için her yol denendi, saç dökülmesi ve cilt sorunları için dermokozmetik ve kozmetiğe harcanan parayı biliyorsunuz. Kandida mantarından arınarak vücudunuzda var olduğunu düşündüğünüz pek çok hastalıktan ve fazla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz. Sağlıklı ve mutlu günler dilerim İclal.

Bilinçaltı nedir?

Ana rahmine düştüğümüz andan itibaren bilinçaltımız her bilgiyi depolamaya başlar. Benzer şeyler ve düşünceler arasında bağlantılar kurar ve hemen öğrenir. Bu özellik çoğu zaman kişiyi zor durumda bırakır. Örneğin belli bir köpek yüzünden gerçekleşen korku yaşantısını bütün köpeklere genelleyerek bir fobi yaratabilir. Bu korkuyu kişi anne karnında iken annesinden bile öğrenebilir ve hayatı boyunca köpek korkusuyla yaşar. Tabi bu korkular diğer konular için de geçerlidir. Korktuğunuz şeyleri düşünecek olursanız pek çoğundan neden korktuğunuzu bile bilemezsiniz. Bilinçaltı geçmiş, şimdi ve gelecek zamanı farklı yerlere kodlar. Örneğin geçmiş zaman, bazıları için arkada, bazıları içinse sağ veya sol yanda olabilir. Gelecek ise önünde uzanmış olabilir. Özellikle geçmiş ile ilgili hatıraların kodlandığı yer yaşanan birçok problemin kaynağı teşkil eder. – Çözümlenmemiş, olumsuz duygu yüklü anıları bastırır. Amacı kişiyi korumaktır. Yine de baskılanmış bu anılar ile ilgili semptomlar yaratmaktan da geri kalmaz. Örneğin kişinin yaşadığı taciz olayını bastırır ama kişinin kirlenmişlik hissini temizlik takıntısı ile dışa vurur. Bunu klasik bir obsesif-kompülsif durum olarak görürseniz tedavi şansınız kalmaz. Bu davranışı baskılasanız bile ya bir süre sonra yeniden ortaya çıkar ya da şekil değiştirir. Tacize uğramış olan pek çok travesti bireyde de temizlik hastalığı bir takıntıya dönüşür. Bilinçaltı tüm duygularımızın kaynağı ve yerleştiği yerdir. İnsan duygudan bir an bile çıkamaz. Bir duygu durumundan bir başkasına geçer ve bütün davranışların altında duygular vardır. Bilinçaltı olaylar ve duygular arasında bağlantılar kurar. Kurulan bu bağlantılar ve yüklenen anlamlar davranışlarımızın gerçek sebepleridir. Bir davranışı değiştirmek için ona yüklenmiş anlamı göz ardı eden yaklaşımlar, bilinçaltı karşısında yetersiz kalmaktır. Örneğin eğer sigaraya kendine güven gibi bir anlam yüklenmişse, bu anlamı yükleyebileceği yeni bir davranış seçeneği sunmazsanız sigarayı bırakmanıza izin vermez. Bulunan davranış seçeneğinin de en az sigara kadar kolay ulaşılabilir olması gerekir. Daha önce anlatmıştım sigarayı bırakmayı başaramayan İstanbul ve Ankara travestilerinden bir grup bu kötü alışkanlıktan bilinçaltı temizliği yaptırarak kurtuldu. Bilinçaltını hafife alanlara çağrı yapıyorum geçmiş ve gelecek ile ilgili tüm bilgilerimiz bir bilgisayar hard diski gibi burada toplanmıştır. Sevgilerimle travesti İclal.

Öldüren sevgi

Bir insanı çok sevmeyi anlarım ama sevgiden dolayı bir insanı öldürmeyi anlayamıyorum.

Üstelik nedense bu ölümlerin hepsi kadınlara yakışıyor. Erkeklerin aşırı sevme içgüdüsü yüzünden daha kaç kadın kaç travesti ölümle yüzleşecek, soğuk ölümü bıçak darbeleriyle tadacak. En kötüsü de maalesef adaletin olmaması bir kadını ya da travesti bir bireyi sırf seviyorum diye sokak ortasında acımasızca öldüreceksin sonra hukuk karşısında ama çok seviyordum gözüm dönmüş diyeceksin. Yok öyle yağma o kadınların travestilerin hakkını arayacak yeni bir sisteme ihtiyacımız var.

Geçenlerde gazete sitelerinde şöyle bir göz gezdirdim yine içim yandı bir kadın sevdiği adam tarafından üstelik sadece çok sevildiği için acımadan bıçaklanarak öldürülmüş üstelik on altı bıçak darbesiyle tabi sonrası daha acı bu gerçek hikayenin hakim karşısına çıkan katil, savunmasında çok seviyordum psikolojim bozuldu diyor ve bizim adaletimiz adamı haklı bulup indirim yapıyor.

Ben artık bu sevgilerden yoruldum. Sevmeyin beni lütfen eğer siz sevmeyi ölümle sonuçlanacak bir şey sanıyorsanız bırakın biz kadınlar travestiler böyle yaşayıp gidelim hayatta sevgiyi tatmamaya razıyız yeter ki canımızdan olmayalım.

Kadın cinayetlerin her gün arttığı karşılığında cezaların yerinde saydığı üstüne indirime girdiği son dönemlerde moda markası kadın öldürmek oldu. Namus de öldür, çocuk, kız, gelin de öldür. Yeter ya ne oluyor bize böyle canımız yanıyor, ölüm kimseye yakışmıyor. Seni sevmeyen birini zorla kendine bağlayamazsın. Tecavüzcüler, caniler size söylüyorum öldüre öldüre bizi bitirmek ise niyetiniz biz denizde kum gibiyiz. Her gün analar ne evlatlar doğuyor ölen bizlerin yerine sakın korktuğumuzu, sizden kaçtığımızı da sanmayın inadına sevmeye inadına ölmeye devam ediyoruz. Ama artık sadece adalet istiyoruz. Geçen yıl Sakarya’da bir travesti öldürüldü, sonra bitmedi tabi eteği kısa diyerek tahrik oldukları kızları önce tecavüz edip yakarak öldürdüler. Son bulmalı artık ölümler yeniden birbirimizi anlamaya, birbirimize sırtımızı yaslamaya ihtiyacımız var. Ey erkekler biz olmadan siz bir hiçsiniz anlayın artık anlayın ve elinizi bize sadece sevmek için uzatın. Biz sevmek için uzanan elleri baş tacı yaparız. Saygılarımla travesti İclal.

Özgüven

Özgüven önemli bir kişisel özelliktir; yaşamla baş etmemizi ve sorunlarla gerçekçi bir şekilde mücadele etmemizi sağlar ve zorluklara dayanmamızı kolaylaştırır. Özgüven kazanma süreci, yaşamın önemli zorlukları ile başa çıkma gücüne sahip ve mutlu olmaya layık bir kişi olma deneyimidir.

Özgüven insana güç verir, enerjisini artırır ve daha fazla çaba göstermeye özendirir. Başarı için ilham kaynağıdır. Başarılarımızla gurur duymamızı ve onlardan keyif almamızı sağlar. Düşünsenize sizi sizden daha iyi anlayacak, daha iyi koruyacak bir başka insanın yeryüzünde olma ihtimali ne kadardır? Bu ancak anneniz ya da babanız olabilir eğer hala hayatta iseler sizi en çok onlar düşünürler. Onun dışında başka insanlar yoktur. Bu yüzden ne yaparsanız yapın önce kendinize güvenin.

Bizim yaklaşımımıza bağlı olarak başka insanlar ve dışımızdaki olaylar özgüvenimizi yükseltebilir ya da bitirebilirler. Yaşama özgüvenli bir şekilde yaklaşmak ve bunu sürdürmek önemlidir. Ancak, aşırı bir güven duygusu ile hareket ederek kendimizi ve diğer insanları tedirgin etme riskini de almamak gerekir. Tek başınıza her şeye yetme iradesine sahip olamazsınız. Başka insanlara ihtiyacınız bitmez. Bir ev arkadaşı sizin derdinize ortak olurken, bir dostunuz acınızı sevincinizi paylaşır tıpkı dostum Gaziantep travestilerinden Aysıma gibi her zaman ve koşulda sizi destekleyen insanlara ihtiyaç duyarsınız. Bunu önemseyin ve asla hafife almayın kendinize aşırı derecede güvenmekten ötürü kibire, bencilliğe düşmeyin bu tarz hareketler hayata yalnız kalmanıza neden olacaktır. Birçoğumuz, belirli zamanlarda, belirli insanlarla ve belirli durumlarda kendimizi güvenli hissederken bazı durumlarda, zamanlarda ve bazı insanların karşısında özgüvenimizi yitiririz. Kendimize olan güven duygumuzu nelerin etkilediğini doğru anlamamız gerekir.

Özgüvenimiz olmadığında işleri yapabilme yeteneğimizden emin olamayız. Gerekli beceriye ve deneyime sahip olduğumuzu bildiğimiz halde daha önce hiç yapmadığımız bir işle karşılaştığımızda endişeleniriz. Birçok durumda, özellikle karar vermemiz, insiyatif kullanmamız veya yeni insanları işin içine katmamız gereken durumlarda rahatsız ve huzursuz oluruz. Yeteri düzeyde abartılmamış bir özgüvenle bir işi yapamadığımızda mazeret üretmek yerine yeniden denemeye başlarız. İlk seferinde tümüyle doğru olarak anlamadığımız ya da yapamadığımız bir işin dünyanın sonu anlamına gelmediğini biliriz. Hatalarımızı dert etmek yerine onlardan ders almasını becerebiliriz. Birçok durumla ve sorunla daha iyi baş edebiliriz. Özgüven duygusunu doğru kullandığınızda sizdeki değişime şaşıracaksınız. Sevgilerimle.

Denemeden karar vermeyin

Kendimizi değersiz hissettiğimiz bazı anlar vardır. Bu dünyaya atılmış bir çöp gibi ortada kalmış ve ne yapacağımız bilmez halde dolaşır dururuz. Oysa daha bize sunulan imkanların çoğunu deneme fırsatı bile bulamamışızdır. Bugün hikayelerini övgüyle dinlediğimiz pek çok sanatçı da aynı bizim geçtiğimiz yollardan geçmiştir belki inanması zor ama kendilerini değersiz hissettikleri çok fazla an yaşamışlardır.

Belki fırsatını bulsanız dünyanın en iyi ressamı siz olursunuz ya da heykeller yapıp, bütün dünyaya satarsınız. O kadar da el becerim yok diyorsanız belki muhteşem bir sesiniz yada kulağınız vardır. Bu dünyada her insanın kendine özgü bir yeteneği olduğuna yemin edebilirim hiç kimse değersiz değildir hepimizin yaradılışında özel bir nedeni vardır. Ama maalesef pek çoğumuz bunu keşfetme şansını yakalayamadığı için öğrenemeden göçer bu dünyadan.

Graham Bell telefonu icat ederken aslında sadece sağır sevgilisi ile anlaşmanın yolarını arıyordu. Yerçekimini bulan mucit sadece bir ağacın altında sevgilisini düşünüyordu ve o anda kafasına o elma daldan düşmeseydi bugün dünyanın en ünlü insanı olmayacaktı. Kendinize şans tanımayı ve fırsat sunmayı ihmal etmeyin. Belki şu anda yaşadığınız çevre kendini keşfetmeniz için ideal yer değildir. Korkmayın yeni yerler yeni insanlar tanıyın. Sizin hangi işte başarılı olacağınızı henüz bilen yok.

Bunu bir giysi mağazasında elbise seçmek olarak düşünün üzerinize giymeden elbisenin size yakışıp yakışmadığını bilemezsiniz yani mutlaka denemeniz gerekir. Basit bir şapkayı bile kafanıza takıp deneyerek alıyorsanız kendiniz için denemeye değmez mi?

Tam kırk yaşında bir tesadüf ve azim sonucu kendini bulmuş olan Shakespeare yaptığı işin ağırlığından bıkarak vazgeçseydi bugün adı neon ışıklarla yazılmayacaktı. Bunun gibi pek çok örnek gözümüzün önünde iken kendinize acımasız davranmayın hadi bir şans daha ver kendine dünyaya sadece travesti diye yazılman gerekmiyor. Biliyorum ki içimizde keşfedilmemiş ne cevherler yatıyor. Onları gün yüzüne çıkarmak sizin elinizde yapmanız gereken sadece birazcık kendinize güvenmeniz ve asla pes etmemeniz. Ben size sonuna kadar inanıyorum. Her insan değerlidir sadece bunu unutmayın. Sevgilerimle.

Depresyondayım

  Şu sıralar iştahım bir açıldı hayret ediyorum normalde çok az yemek yiyen formuna dikkat eden biriyken ne oluyor da zıvanadan çıktım anlamadım. Artık içinde bulunduğumuz aydan dolayı mı böyleyim yoksa depresyonun yemeğe vuran tipimi oldum bilemiyorum. Depresyon her zaman iştah kesmiyor maalesef bazen de ruhsal sıkıntıları oyalanacak en kolay şey olan mutfakta vakit geçirerek atıyorsunuz. Şişman bir travesti de hiç çekilmez diyorum kendime kendine gel, bak daha dolabını yeni değiştirdin. O bayıla bayıla aldığın elbiselerin içine giremeyince ağlayarak dayanırsın kapıma ama bak söyleyeyim o gün sana yüz vereceğimi zannetme. Benin bu ruhumla konuşma huyuma da alışamayan yadırgayan arkadaşlarım var onlara sadece eğer ruhunuzla bile konuşmuyorsanız, kendinizi nasıl anlıyorsunuz diye soruyorum. Öylece kalıyorlar hani eskiden bir dizide geçen bir replik vardı kadın durmadan kal geldi diyordu. Hah işte bizim travesti kızlara da aynen öyle kal geliyor.

İnternette biraz gezinerek derdime çare arıyordum karşıma biraz mantıklı bulabileceğim tek sonuç çıktı. Hani bu sene yaz bir türlü gelmek bilmedi ya ortaya türlü yapıp, bugün yağmur, yarın güneş kafaları karıştırdı ya işte o yüzden bedenim yeterince gün ışığı görmediğinden ruhumu depresyona sokmuş. . Mevsimsel depresyona eğilimli kişilerde her yıl ortaya çıkan bir durummuş. En önemli belirtisi de iştahın anormal bir şekilde artarak sürekli yeme isteği, sabah uyanamamak, uykuya meyilli olmak. Ben de diyorum son günlerde neden kafamı yastıktan kaldıramıyorum bu uyku da nereden çıktı? Meğer neden buymuş. Oldu mu şimdi nur topu gibi bir depresyonumuz. Ne yapalım geçene kadar yemeğe devam. Tıp o kadar hızlı gelişme gösteriyor ki aldığım kilolardan çok kolay bir şekilde liposaction yöntemi ile kurtulabilirim. Tabi benim gibi hastane alerjiniz varsa onun yerine biraz fazladan spor yapabilirim. Diyet de olur olmasına ama şimdilik diyete karşıyım. Hele bir depresyondan kurtulayım d aldığım kiloları bir şekilde atarız. Hiç olmadı bizim travesti kızlarla spor salonuna yazılır biraz da dans dersleri alırız. Hem bakarsınız depresyon iyi bir şeye neden olur da çoktan beri öğrenmek istediğim Latin danslarını bu sayede öğreniveririm.  Bak keyfine İclal diyorum ruhuma, her şeyin çaresi var. Sevgiyle kalın.