Aşk ritüeli

Hayat bu ya bazen çok sevdiğimiz insanlara ulaşmak için her yolu deneriz hem de hiç bıkmadan şimdi yeni ama eski tarz bir yöntemi deneyelim. Adına aşkı çağırmak diyorum ben kaybettiğimiz sevgiliyi işi arkadaşı yeniden kendimize çağıracağız. Belki böyle sorunları olmayan travesti bireyler vardır ama yine de yazıyı okumanızı tavsiye edeceğim. Sadece aynı frekans boyutunda olduğumuz kişilerle etkileşim halinde oluruz. Mesela herhangi bir kişiyi düşündüğünüz zaman aradan çok kısa bir süre geçtikten sonra o kişiden telefon aldığınız oldu mu? Ya da bir mesaj, haber… Ve o kişiye söylediniz mi; aa ben de az önce seni düşünmüştüm. Ben arayacaktım ki sen aradın gibi durumlar… Ben oldukça fazla yaşıyorum bu durumları. Bu gibi durumların tek sebebi ise, iki kişinin aynı frekans boyutunda birbirine enerji göndermiş olması ve iki kişinin de alıcılarının bu duruma açık olması. Diğer türlü, siz bir kişiyi düşünürken o kişinin aklının bir köşesinden bile geçmiyorsanız sadece düşünmekle kalırsınız. Enerji yasaları müthiş bir düzen içerisinde işliyor. Düşünsenize bu düzenin olmadığını, herkes her düşündüğünü her enerji gönderdiğini kendine çekecek olsa neler yaşanır? Koca bir kaos! İstemediğimiz insanlarla ilişki içerisinde buluruz kendimizi. Ahmet Merve’yi isterken Ebru’da Ahmet’i istiyor. Aşk-ı memnuyu ona katlayacak durumlar yaşardık. Bu nedenle kaosa yol açmayacak isteklerde bulunmaya özen gösterelim ben mesela İzmir travestilerinden bir arkadaşımla bozulan aramın düzelmesini istedim eminim o da bunu istiyor ve yakın zamanda bu ritüel gerçek olacak. Gelelim işimize yarayacak olan tarafa. Enerji yasasını kullanarak düşündüğümüz kişi ile ilgili ne olacağını öğrenebiliriz. Böylelikle günlerce, haftalarca hatta aylarca platonik bir şekilde beklememiş oluruz ve arkadaş buluşmalarında saatlerce masaya yatırılan konumuz –olmayan aşkın acısı olmaz. Bir fotoğrafla başlayın alın o kişinin fotoğrafını elinize ve canı gönülden isteyin onu düşünceniz onda odaklansın. Ritüeli yaptıktan sonra 48 saatiniz başlıyor. Bu 48 saat içerisinde o kişiyle ilgili kimseyle bir şey konuşmayın. Akışta kalın, inanın ve bekleyin. Olumlu ya da olumsuz sonucu mutlaka alacaksınız. Dediğim gibi gerisi sabır sınama bekleyelim ve görelim neler olacak sevgiyle kalın İclal.

Limon kokusu

limon

Limon öz kokusu pek çok temizleme ve arındırma ürünlerinde kullanılan maddelerden biridir. Hepimiz limonun çok faydalı bir meyve olduğunu biliriz. Ilıman iklimlerde yetişen limon ilk olarak Çin ve Hindistan’da yetiştirilmiştir. Limonun sağlık açısından faydaları saymakla bitmez. Bu kendisi küçük faydaları büyük meyvenin, hayatınıza dış görünüşünüze ve sağlığınıza pek çok olumlu katkısı var. Limon tam bir şeker ve vitamin deposudur. Fakat limonun bilmediğimiz çok güçlü bir etkisi daha vardır. Yatmadan önce yatağınızın yanına kesilmiş bir limon koyduğunuzda bunu öğrenmeniz mümkündür. Limonun kokusunu “temiz” ve “taze” olarak algılamamızın geçerli bir nedeni var. Limonlar doğal antiseptiktir ve limon suyu güçlü temizleyici özelliklere sahiptir. Limonun kokusu aynı zamanda ruh halini yükseltici olmasıyla da bilinir ve genelde depresyon ve endişe yaşayan insanları canlandırmak için kullanılmaktadır. Ben evime temizlik ürünü alırken bile limon esanslı olanları tercih ederim özellikle çamaşır suyu kokusu ağırdır ama limon kokulun alırsanız eviniz mis gibi kokar eve misafir gelen İstanbul travestilerinden dostlarınız da söylenmez. Limon suyu; kireçlenme, hazımsızlık ve romatizma gibi birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılır. Her gün limonata içmek, vücudu toksinlerden arındırır ve böbrek taşı oluşumunu engeller. Limon, insan kanını arıttığı için kolera ve sıtma gibi hastalıkların tedavisinde de kullanılıyor. Limonun C vitamini açısından zengin olduğunu hepimiz biliyoruz ama içerdiği diğer vitamin ve minerallerden haberiniz var mı? Bunlar arasında A ve E vitamini, krom, potasyum, demir ve magnezyum da var. Diğer çoğu meyvede olduğu gibi limonlar da yaşlılıkla savaştığı kanıtlanan antioksidanlar açısından zengindir. Limon suyu doğal bir kafa derisi temizleyicidir ve çoğu kişi saçlarındaki doğal ışıltıları ortaya çıkarmak için kullanır. Limon suyu aynı zamanda akneyi kurutur ve yaşlılık lekelerinin rengini açmaya ve aşamalı olarak siğilleri eritmeye yardımcı olur. Saçlarınıza jöle yerine limon sürün travesti bireyler hep ışıldayacak hem de sağlıklı kalacaklar. Astım hastasıysanız, soğuk algınlığı veya alerjiniz varsa tüm gece limon dolu bir havayı koklamak nefes alışverişinizi düzene sokar. Dinç bir kafayla ve temiz bir boğazla uyanırsınız. Limonun her alanda kullanımı vardır siz evinizde bulundurun. Sevgiler İclal.

Hayırın karşılığı evet olsa

bir-palyaconun-agladiklari

Dilde insanı “hayır” kelimesinden daha çok inciten başka bir kelime var mıdır? Bir satış elemanıysanız; 100 bin dolarlık satış yapmakla, 25 bin dolarlık satış yapmak arasındaki fark nedir? Aradaki temel fark, sizi eyleme geçmekten alıkoyan korkuyu yenmek için reddedilmeyle nasıl başa çıkılacağını öğrenmektir. En iyi satıcılar, en çok reddedilenlerdir. Hayır kelimesi travesti bireyler bir son değil başlangıç olmalıdır. Onlar hayır kelimesini evet kelimesini duyabilmek için bir dürtü olarak kullanırlar. Bizim kültürümüzde insanların karşılaştığı en büyük zorluk, hayır kelimesiyle nasıl başa çıkılacağını bilmemektir. Rambo ismini hiç duydunuz mu? Sylvester Stallone? Artistlik bürosuna başvurduğunda “Hey! Sen bizim tam aradığımız insansın. Hemen gel, sana bir filmde rol verelim” mi dediler sanıyorsunuz. Hayır, Sylvester Stallone başarıya ulaşıncaya kadar ret üstüne ret cevaplarına dayanma gücü gösterdi. O işe başladığında binden fazla ret cevabıyla karşılaştı. O New York’ta bulabildiği tüm artistlik bürolarına başvurdu ve hepsinden hayır cevabı aldı. Fakat o; zorlamaya, denemeye devam etti ve sonunda “Rocky” filmini yaptı. O, bin kez hayır cevabı almasına rağmen, bin birinci kapıyı çalma cesaretini göstermişti. Siz ne kadar hayır cevabına dayanabilirsiniz? Size çekici gelen birisiyle kaç kez konuşmak istediniz ve sonra hayır kelimesini duymaktan korktuğunuz için vazgeçtiniz. Kaçınız, reddedilme korkusuyla yapmak istediğiniz şeyleri yapmaktan vazgeçtiniz? Bunun ne kadar büyük bir delilik olduğunu düşününüz. Hayır kelimesi yüzünden kendinizi nasıl sınırladığınızı düşünün. Ankara travestilerinden Bade geçen sene istediği evi kiralayabilmek için ev sahibine ne diller döktün hatırla her seferinde aldığın hayır cevabı seni yıldırmadı ve inatla o evi tuttun. İlk başta vazgeçmiş olsaydın şimdi o güzel terasında kahve keyfi yapamayacaktık. Kelimenin kendisinin herhangi bir gücü yoktur. Derinizi yüzemez, gücünüzü elinizden alamaz. Onun gücü, sizin onu temsil ediş şeklinizden, yarattığınız sınırlamalardan gelmektedir. Sınırlı düşünceler de sınırlı yaşamları yaratır. Bu nedenle beyninizi kullanmayı öğrendiğinizde, reddedilmeyle nasıl başa çıkılabileceğini de öğrenebilirsiniz. Hatta, hayır kelimesini kendiniz için bir güven kaynağı şekline dönüştürebilirsiniz. Her reddedilmeyi yararlanılması gereken bir fırsata dönüştürebilirsiniz. Telefonla satış yapıyorsanız; telefona uzanmak, reddedilme korkusu yerine sizde bir coşku yaratmalıdır. Başarının, engellemenin öbür tarafında yattığını hatırlayınız. Sevgiyle kalın İclal.

Medeniyet ve kadın

1630_pt1_image-14706780591259512869

Medeniyet bir kandırmacadır, doğadan uzak düşmektir. İnsan ne kadar medeni olursa, o kadar zihnine takılıp kalır. Yüreğiyle temasını yitirir. Yürek hala ilkeldir. Neyse ki, üniversiteler henüz yürekleri eğitip onları medenileştirmenin bir yolunu bulamamıştır. Eğer bir erkek bedenine ve kadın zihnine sahipsen içinde bir çatışma, bir sosyal mücadele, bir iç savaş olacaktır. Sürekli bir savaş ve gerilim içinde savrulacaksın. Fizyolojik olarak kadınsan ve bir erkeğin zihnine sahipsen, hayatta enerjinin çoğunu gereksiz çekişmelerle harcarsın. Uyumlu olmak çok daha iyidir. Bedeninde erkeksen, zihinde de erkek; bedeninde kadınsan, zihinde de kadın ol. Batılı ve Doğulu kadın arasındaki farklara işaret edenlerden ilki Karl Marks’dır. O tüm dünyadaki entelektüellere, yoksulluğun geçmiş hayatla ya da kaderle ya da alınyazısı ile hiçbir ilişkisi olmadığını ilan etti ve onları ikna etti. Kimin zengin ve kimin fakir olacağı Tanrı tarafından belirlenmez. Kimin yoksul olacağına karar veren şey toplumsal yapıdır, ekonomik yapıdır. Eşcinsellik erkek ve kadınların doğal bir şekilde buluşmasına izin verdiğimiz gün kaybolacaktır. Hepiniz çok iyi bilirsiniz doğduğumuzdan itibaren cinsel bir ayrımın içinde buluruz kendimizi travesti bireyler olarak bunu en acı tecrübe edenlerde bizleriz. Onları ilk çocukluk yıllarından itibaren ayırmaya başlarız. Bir oğlan kızlarla oynamaya başlarsa onu aşağılarız. “Ne yapıyorsun? Sen hanım evladı mısın? Sen bir delikanlısın, sen bir erkeksin! Kızlarla oynama, bir erkek ol!” deriz. Bir erkek bebeklerle oynarsa azarlarız: “Bu kızlar içindir.”Eğer bir kız ağaca tırmanmaya çalışırsa onu hemen durdururuz: “Bu doğru değil; bu kadınsı zarafete uymaz,” deriz. Ve eğer bir kız çabalarsa ve ısrarcı olursa ve asi olursa ona Erkek Fatma denir; ona saygı duyulmaz. Bu çirkin ayrımları yaratırız. Biyolojik olarak erkek kadına çekim hisseder, kadın erkeğe çekim hisseder ancak bu çekim sonsuza kadar aynı kalamaz. Sen ulaşmak istediğin bir şeyi cazip buluyorsun. Güzel bir kadın, güzel bir erkek görürsün; seni cezbeder. Bunda yanlış hiçbir şey yok. Kalbinin daha hızla attığını hissedersin. Bu adamla ya da kadınla birlikte olmak isterdin ve bu çekim o kadar güçlüdür ki, o an bu kadınla sonsuza kadar yaşamak istediğini düşünürsün. İnsanlar nesne değiller, onlara sahip olamazsın. Aşk gelir ve geçer sonsuza kadar sürmez bir insanın başka bir insana mecburiyetini ret eden İzmir travestilerinden Ayça gibi sevmek bakidir ama sevişmek an meselesidir diyorum. Karının güzel olduğunu hissedersem ve ona yaklaşırsam kızarsın, kavga etmeye hazır olursun çünkü senin malına el uzatıyorum. Hiçbir eş kimsenin malı değildir, hiçbir koca kimsenin malı değildir. Nasıl bir dünya yarattın? İnsanlar mülkiyete indirgeniyor; o zaman da kıskançlık, nefret olur. Kimsenin tapulu malı değiliz ama severiz yeteri kadar sevgiyle kalın İclal.

Enerji toplayan vitaminler

enerji-veren-vitaminler

Yorgun başlanan günden hayır gelmez bu sözü severim söyleyeni de sevgili Ankara travestilerinden Bade gün içinde ne kadar çok yorgun olursa olsun gece mutlaka iyi bir uyku çeker ve güne dinlenmiş başlar tabi bunun için yediği besinlere de güveniyor.Normalde hep yorgun musunuz yoksa sadece egzersiz yaparken mi? Sevdiğiniz bir işi yaparken ara vermeden o işe uzun süre ayırabiliyor musunuz? Sadece egzersizden değil bütün aktivitelerden bahsediyorum. Düşük enerji seviyenizle ilgili olarak vitamin ya da enerji gıdaları almak gibi yapmanız gereken bir şeyler var mı? Enerji hayati değeri olan bir şeydir. Eğer satın alınabilen bir şey olsaydı, mağazalara koşturuyor olurduk. Hemen hemen herkes enerji yetersizliğinden şikayet ediyor. Aslında bu hiçte sürpriz değil çünkü hepimiz çok meşgul, çok stresli, çok yorucu bir hayat yaşıyoruz. Eğer seçtiğiniz egzersiz tipinin rutinliğinden sıkıldıysanız sıralı paten yapmak ya da koru ve sahil benzeri güzel yerlerde yürüyüşe çıkmak gibi egzersiz gibi görünmeyen egzersizler yapın. Eğer bu yorgunluğunuz hala devam ediyorsa bu durumu doktorunuzla görüşmelisiniz. Tatlı ve şekeri kesin. Bunlar ani bir enerji yükselmesi sağlasalar da fazla tüketilmeleri aşırı insülin aktivitesi uyaracağı için enerjinizi tüketir. Kafeini azaltın. Kafein denilince de aklınıza sadece kahve çay gelmesin lütfen değerli travesti bireyler içtiğiniz asitli içeceklerin hepsinde de bu zararlı kafein bulunmaktadır. Şeker gibi o da bedenin enerji depolarını boşaltır. Bol miktarda karmaşık karbonhidrat, sebze ve meyve (kalori ihtiyacınızın yüzde 70 i kadar) tüketin; oldukça az miktarda yağsız protein ve biraz yağ (balık, zeytinyağı, kabuklu yemişler vb). İşlenmiş ve arıtılmış gıdalardan, abur cuburdan ve hazır yemeklerden kaçının. Özellikle B vitamini, krom ve magnezyum vitaminleri olmak üzere, yeterli miktarda vitamin ve mineral alın. Kaliteli multi vitaminler ve minerallerle birlikte ekstra antioksidanlar ve enerji verici enzim Q10’dan alın. Cumartesi için enerji verici bir yemek ve fitness planlayın. Sabahınızın kalan kısmını evinizi temizlemek ve düzenlemekle geçirin. Evinizi temizlemek enerjinizi inanılmaz yükseltecektir. Planlar planları kovalarmış plansız yaşamayın enerjiniz hep yüksek olsun sevgiyle kalın İclal.

Her şeyde bir hayır var

hayir

Şimdi sizlere bir hikaye anlatacağım hikaye sevenler varsa aramızda sonuna kadar bıkmadan okurlar diye düşünüyorum sevmeyenler de travesti İclal’in hatırına yazıyı okurlar. Çok eskiden Afrika’da bulunan bir Ülkede bir kral yaşıyormuş bu kral çocukluk arkadaşını kral olmasına rağmen yanından hiç ayırmaz ve her yere onunla gidermiş. Yalnız kralın arkadaşının bir huyu varmış ve bazen kral arkadaşının bu yersiz huyuna tahammül edemezmiş. Böyle bir huya sahip olan Antalya travestilerinden Banu bu hikayeyi sana atfediyorum. Seni anlamayan arkadaşlarına anlatırsın artık. Arkadaşı her olay karşısında iyi ya da kötü bunda da bir hayır var dermiş. Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın başparmağı koptu. Durumu gören arkadaşı her zamanki her zamanki sözünü söyledi:“Bunda da bir hayır var!”Kral acı ve öfkeyle bağırdı: “Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu?”Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı. Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar. Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını fark ettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler. Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı.“Haklıymışsın!” dedi.“Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum. Yaptığım çok haksız ve kötü bir şeydi”“Hayır” diye karşılık verdi arkadaşı.“Bunda da bir hayır var”“Ne diyorsun Allah aşkına?” diye hayretle bağırdı kral.“Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir”“Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi?” sevgiyle kalın.

Doğru nefes taktiği

nefes

Nefes alıp verebilmek sağlıklı insanlar için her zaman yapılan kolay bir aktivite gibi görünse de, insanların büyük çoğunluğunun ciğerlerinin dörtte birini veya beşte birini kullandıkları saptanmıştır. Birçok insanın soluk alışverişi yüzeysel ve çabuk olduğu için akciğerler tam kapasitesiyle kullanılamamaktadır. Nefes yaşam demek ve nefes yoksa yaşam da yok. Nefesi doğru almadığımızda çok daha çabuk hastalanıyoruz. Çünkü organlara yeterince nefes gitmediği için beslenemiyorlar. Nefes tam değilse sinirli ve gergin bir yapıya sahip oluyoruz. Hayatı daha kopuk yaşıyoruz. Anı yaşamaktansa tuttuğumuz nefesler nedeniyle geçmişte yaşıyoruz. İçinizde toksinler, negatif duygu ve düşünceler biriktiriyoruz. İlişkilerimiz güçsüzleşiyor. Affetmediğimiz için aynı deneyimleri tekrar ve tekrar yaşamaya devam ediyoruz. En doğal halimizden uzaklaşıyor ve başkaları için yaşamaya başlıyoruz. Doğru nefes almak, derin, akıcı ve bütünsel (nefes hem karında, hem göğüste) olmalıdır. Doğru nefes, tıpkı bir bebeğin nefesi gibidir. Onlar, karınlarına nefes alırlar ve nefes alma -verme esnasında beklemezler. Doğru nefeste, solunum sisteminin tam olarak kullanılmasıyla ilk önce karında başlar ve okyanustaki bir dalga gibi tüm vücuda yayılır. Doğru nefes, Dünya Sağlık Örgütü tarafından da havayı ciğerlere tam olarak doldurmak ve nefes alış verişi esnasında diyafram kasını kullanmak olarak açıklanmıştır. Diyafram kası, akciğerlerin hemen altında bulunan bir kastır. Bu kasın hareket etmesiyle birlikte vücudumuzun karın bölgesi de beslenmeye başlar ve nefes tüm vücuda dolar. Özellikle kadınların karınlarına hiç nefes gitmiyor diyebiliriz. Yani çoğu kişi diyafram kasını kullanmıyor. Oysaki doğru nefesle birlikte diyafram kasını kullanmak, karnımızdaki tüm organlara masaj yapıyor ve sinir sistemini çok olumlu yönde etkiliyor. Böylece normal hayatta bu nefes, bizi daha sakin ve dengede tutuyor. Öfke, heyecan ve stres durumlarının içinden kolayca geçmemize yardımcı oluyor. Diyafram kasının etkin kullanılması ile çok az bir kuvvetle ses yoğunluğu elde edebiliyor, kalbi rahatlatabiliyor, yaşam enerjinizi harekete geçirebiliyorsunuz. Sindirim sistemine ve boşaltıma katkıda bulunduğumuz için kilo vermemize vesile oluyor. Doğru nefes taktiklerini öğrenmek ve hızlı ve sağlıklı kilo vermek için Muğla travestileri topluca bir kursa yazılmışlar hem kilo verdik hem de sesimiz güzelleşti türkü bile söylüyoruz diyorlar benim kilolarla sorunum yok ama en azında sesim için böyle bir kursa yazılabilirim. Gelmek isteyenler varsa birlikte gidelim sevgiyle kalın İclal.

 

İsminin baş harfi kaderin olabilir

is

İsimlerin hayatınızda yaşayacağınız olaylarla ilgisi olabilir. Çocuklara isim koyarken çok dikkatli davranan anne babalar bunu bilirler ve bir ömür taşınacak ismi koyarken dikkatli davranırlar. Örneğin isminizin ilk harfi A ise namus ve erdemin sembolü olursunuz. Liderlik özellikleriniz vardır. Keşfetme arzunuz orijinal bir hayat yaşama arzunuz vardır. İsminiz Arzu ( İstanbul travestileri ) ise zaten adınızdan da anlaşılır karakteriniz arzulu, hayat dolu, namuslusunuzdur. İlk harfiniz A değil de isminizin içinde A harfi geçiyorsa çok özel bir şahsiyetsiniz demektir. A harfinin ağırlığı üzerinizdedir. Ayla isimi gibi hem A ile başlayan hem de içinde A harfi geçen bir isme sahipseniz mücadeleci yapınızla girdiğiniz her ortamda öne çıkarsanız. Sadakat sizdedir, çalışkan bir insansınızdır ve en önemlisi elinizi atığınız her şeye bolluk katarsınız. B  harfi hayat gücünü ifade eder. B harfi kişiye canlılık ve heves verir. Beden ve ruh canlılığı B Hafinin etkisindedir. İsminizin ilk harfi  B  İse heyecanlı olurlar. Her zaman içinde bir yardımcı ararlar. Başkalarının görüşlerine de saygı duyarlar. İsminizin ilk harfi  B  değil de  B harfi isminizin içinde bulunuyorsa  kendinizi daha çok düşünen ve sağlığına aşırı düşkün olan ve şüpheli ve kuşkulu bir kişiliğiniz var demektir. İsminizin içinde birden fazla  B harfi varsa her işiniz yardımcısız halletmeye gücünüz ver demektir. Bu harfler insana fizik ve manevi güç verir. İsminizin ilk harfi ( C / Ç ) ise iyimser sevecen ve idareci bir iradeniz var demektir .Eğer ( C / Ç ) Harfi isminizin içinde bulunuyorsa ve isminizin içinde birden fazla ( C / Ç ) Harfi varsa . Hayatta her istediğinizi elde edeceksiniz demektir. İsminizin ilk harfi  D ise zaman zaman maddi ve manevi sıkıntılı günler yaşarlar. Ancak yine bu sıkıntılarını  D  harfinin gizemi ile aşarlar. D  harfi dört rakamının tüm özelliğini taşır. Tabiatları yavaştır ve uysal ve egoist olurlar. İsminin içinde  D  hafi bulunan kimseler. Realist ve çalışkan olurlar Ancak dört rakamının zıt etkinliklerinden kaçınmaları lazım. Bugün yazımda sizler D harfine olan kısmını anlattım diğer yazılarımı takip ederek harflerle kişilik uyumunu takip edebilirsiniz sevgilerimle İclal.

Güzel kokular

koku

Özellikle biz kadınların parfüm tutkusunu bilmeyen erkek yoktur. Üstelik kadın erkeğe güzel kokmak için değil sırf kendini tatmin etmek için güzel kokular kullanır. Kozmetik sanayi sadece kadınlara değil erkeklere de güzel hizmetler sunan bir sektör. Özel günlerde de en çok alınan hediyelerin başında gelir parfüm. Parfüm deodorant piyasayı her geçen gün büyümektedir. Parfümler kokularını yaymak için sıcaklık, hareket gibi faktörlere ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle parfüm sürmek açısından vücudun bazı bölgeleri ayrıcalıklıdır. Sıcak ve nemli noktalar parfüm kullanmak için uygun alanlardır. Koltuk altları, göğüs araları, ense, kulak arkaları ve göbek bölgesidir. Kanın fazla pompalandığı noktalar;  Bilek içleri, şakaklar ve boyun. Hareketli noktalar. Dirsekler ve diz içleri. Saçınızı parfümlemek istiyorsanız, öncelikle temiz olmalarına dikkat edin. Saç parfümlemek deyince aklıma saçtan saç dökülmesi konusu geldi. İçinizde açları dökülen varsa bu parfümleme işini abartmasınız çünkü geçen yıl Ankara travestilerinden Bade saç dökülmesi sorunu yüzünde çok muzdarip oldu gittiği doktor saçına kesinlikle kimyasal bir şey kullanmaması gerektiğini sadece doğal sabunla yıkamasını söylemiş bunu da dip not olarak yazın bir kenara lazım olur. Kokuların birbirine karışmaması için şampuanınızı kokusuz olanlar arasından seçin. Saçlarınız kısa ise saç diplerinize, uzun ise uçlarına sıkmanız yeterli olacaktır. Minik bir püf noktası söyleyelim size. Eğer saçlarınıza parfüm sıkmaktan hoşlanıyorsanız Saçınızı fırçalamadan önce fırçanıza biraz parfüm sıkın. Giysiler Parfümler pamuklu, yünlü gibi doğal lifle dokunmuş kumaşlarda çok kalıcıdır ve rahat yayılır. Sentetik kumaşlarda yayılımı ve kalıcılığı azdır. Parfümün en kalıcı olduğu dokular ise kürkler ve muslin kumaştan yapılmış eşarplardır. Her şeyde olduğu gibi parfüm kullanmakta da belirli kurallar var. Eğer parfüm kullanımını doğru uygularsanız size yakışan kokuyla mis gibi kokmanız mümkün. Parfümü vücudunuzun nabız noktalarına sürmelisiniz, bileklerinize parfüm sıktıktan sonra kesinlikle ovuşturmayın. Odanın içine biraz parfüm sıkıp yürüyebilirsiniz. Bir parfümün diğer ürünlerini de kullanın. Parfüm alırken acele karar vermeyin. Duş almadan kullanılan parfüm hiç istemediğiniz sonuçlar doğurabilir. Vücut kimyasıyla parfümün uyuşması çok önemlidir. Eğer parfümünüzü sık sık değiştiriyorsanız kıyafetlerinizi parfümlemeyin sadece teninize parfüm kullanın. Koku zaten giysilerinize de sinecektir. Parfümünüzü ceket ve mantoların astarlarına, etek ve elbiselerin etek baskı yerlerine sıkın. Kokulu öpücükler hepinize İclal.

Ne yediğin çok önemli

bitki

Yeme içme alışkanlıklarının sağlığını etkilediğini biliyor muydun? O zaman nasıl ya diye sorma bak İclal bildiği kadarıyla anlatsın. Depresyon, bunama, hiperaktivite, panik bozukluğu gibi rahatsızlıkları doğuran sebeplerin başında yeme içme alışkanlıklarımız geliyor. Aldığımız gıdalarla ruh haletimiz arasındaki ilgi hep dikkati çekmiş bir konudur Çünkü beslenme tercihlerimizin ruh sağlığımızı da etkilediği bilinmektedir. Son yıllarda hiperaktivite ve dikkat eksikliği, depresyon, anksiyete (endişe) bozuklukları gibi rahatsızlıkların artmasında da değişen beslenme alışkanlıklarımızın etkisi büyüktür Kısacası doğru gıdalar alarak birçok psikiyatrik hastalıktan korunmak mümkündür. Beyin, düşüncelerimizi, davranışlarımızı, duygularımızı yönetir Muhakeme, idrak, zeka, sanat ve müzikle uğraşma, teknoloji geliştirme gibi kompleks görevleri üstlendiği gibi kalp atışımız, soluk alış verişimiz, uykumuz ve uyanıklığımız, sindirim fonksiyonumuz gibi üzerinde nadiren durduğumuz aktiviteleri bile biz farkında olmadan beynimiz düzenler yediğimiz her lokma da beynimizin çalışmasında etkili oluyor. Kan şekerini aniden yükselten gıdalar aldığımızda pankreas bezi hemen faaliyete geçer ve insülin salgılayarak şekeri düşürür. İnsülin, şekerin kullanılması ve depolanması için kan hücrelerimizi yönlendirmekle görevlidir. Zamanla hücreler, sürekli yüksek seviyede insülin bombardımanına karşı dirençli hale gelebilirler. Sonunda şekeri yönlendirmek için daha fazla insülin gerekir ve bu ihtiyaç giderek artar. Böylelikle pankreas bezi adeta yalama olur, iş göremez hale gelir. Salgılanan insüline karşı hücrelerde direnç gelişir, insülin de yağ olarak depolanarak şişmanlığa sebep olur. Ayrıca Alzheimer (bunama) ve depresyon gibi psikiyatrik hastalıklara da zemin hazırlanmış olur. Kısacası sağlığımız için gıdaların iyi veya kötü olması söz konusudur. Hiç bölgelere göre zeka seviyesini düşündün mü? mesela Akdeniz Bölgesi insanları daha zekidir çünkü sebze ağırlıklı beslenirler bolca zeytin yağı tüketen Eğe Bölgesi de aynı şekilde ama yeterince protein alamayanlar ekmekle beslenenler de zeka seviyesi gittikçe düşmektedir. Yanlış anlaşılasın şimdi böyle yazınca Mardin ve Diyarbakır travestileri bizler zeki değlmiyiz diye gönül koymasınlar bizim Ülkemizde herkes karma beslenir yani hepimiz eşit seviyede zekaya sahibiz bu araştırmaları yabancı Ülkeler yaptığı için bizi çok iyi anlatamamış yani sorun yok rahat olun. Güzel günler sizlerin olsun İclal.