Olumlamalar

İnsana yine en büyük kötülüğü insanlar yapar hatta şaşırmayın kendi kendimize yaparız nasıl mı? Negatifi kendimize çekerek, oysa tüm travesti bireylere de söylediğim gibi olumsuz düşüncelerden uzaklaşıp hep iyiyi çağırmalıyız. Olumlama yaptığımızda pozitif düşünceyi aktif etmiş oluyoruz. Fakat olumlamalar genellikle hayatımızda fazla kalmıyor. İşe yaramadığını düşünüp vazgeçiyoruz. Olumlamayı etkileyen kötü yapan nedenler vardır biraz bunlara değinmek istiyorum. Birincisi zihinsel direnç olarak çıkıyor karşımıza; Olumlama yaparken zihinsel bir direnç hissetmişizdir. Bu zihinsel direnç olumlamanın işe yaramasını engeller ve bazen bu yüzden olumlama yapmaktan vazgeçeriz. Olumlamanın işe yaramasını istiyorsak mutlaka zihinsel direncimizi azaltmalı ve yok etmeliyiz. Bunu yapabilmek için zihinsel direncimizi fark etmemiz gerekiyor. Bu çok zor bir durum değil. Olumlama söylediğinizde negatif olarak hissettiğiniz duygu durumu zihinsel direncimizdir. Bunu azaltmak ve etkisini yenmek için ise olumlama yapmadan önce düşüncelerimizi azaltmamız ve meditasyon şeklinde zihnimize odaklanmamız çok faydalı olacaktır. İkincisi ise doğru cümleleri kullanmaktır. Bu konuda sanırım en başarılımız Ankara travestilerinden Serra, onu takdir ediyorum. Şimdi yapacağınız en güzel şey olumlamanız ile ilgili doğru cümleyi keşfetmektir. Doğru cümle her insana göre değişebilir. Cümle olumlu olmalıdır sadece. Herhangi bir kalıba da uymak zorunda değildir. Olumlu bir cümle için iç sesinize başvurabilirsiniz. Doğru ve kendinize ait cümleler daha iyi hissettirecektir. Unutmayın cümlenin niteliği kadar size neler hissettirdiği de önemlidir. Bir cümleden pozitif bir his alamıyorsanız olumlama başarısız olacaktır. Zihnimiz negatif düşünce yapısında yaşar. Genellikle zor hayatlar yaşayan insanlar pozitif bakış açısını daha çabuk kazanmaktadır. Olumlamanın işe yaramasını istiyorsak pozitif ve olumlu düşünmemiz şarttır. Bunun içinde olumlamalarımızda ilk olarak pozitif düşünce cümleleri kullanmalıyız. Olumlamalar temelde bilinçli bölüme değil bilinçaltı bölümüne söylenen sözlerdir. Fakat bilinçaltına etki edilebilmesi için olumlamanın işe yarayacağına duyulacak bir inanç gereklidir. İşin gerçeği tıbbi ilaçlar bile her insanda %100 işe yaramaz. Burada hastanın iyileşeceğine olan inanç çok önemlidir. Buna tıp dilinde plasebo etkisi denmektedir. Kısaca insanlar inandıkları şeyler üzerinden kendi gerçekliklerine ulaşırlar. Olumlanın işe yaradığını pek çok kez görmüş biri olarak şunu söyleyebilirim. Olumlamanın işe yaraması tamamen size bağlı. Sevgiyle kalın İclal.

Hayatınız çöp mü?

Hayatta içinde bulunduğumuz her durum değişkenlik gösterebilir. Karşılaştığımız her olayın içerisinde sevgi vardır. Nefret dolu olduğunuzda bile aslında bu bir sevgi yansımasıdır. Bununla birlikte karşılaştığınız her durum, olay ve insan içinde bulunduğumuz ya da bulunacağımız hallerin birer işaretidir. Birilerinin çöpü birilerinin hazinesidir. Yaşanılan hayal kırıklıkları, sonlar, bitişler, terk edilişler, vazgeçilen olmalar ve görmezden gelinmeler… Bunların tamamı bir son gibi görünse de ve hepimizde hayal kırıklığı yaratıyor olsa da hepsi yeni başlangıçların birer işaretleridir. Hayatınız yeniden gözden geçirin ve karar verin onu bir çöplük gibi mi kullanacaksınız yoksa hak ettiği ilgiyi mi vereceksiniz? Ben ilgi vereceğinizi düşünüyorum neden mi travesti bireylerin aklını kullandığına şahidim de ondan eminim bundan çöp değil hayatı yaşamak seçimdir. Aynı sonların başlangıca dönüştüğü gibi, her olumsuz durum da daha sonrasında olumlu bir hal alır. Biten, giden, terk eden herkesi ve her şeyi sevgi ile uğurlamak gerekir, çünkü onlar “biz”lerin değişiminde görevlerini yerine getirmişlerdir. Başınıza gelenlerin misafir olduğunu düşünün Adana travestilerinden bir dostumun dediği gibi değiştiremeyeceğiniz şeyler için üzülmeyi bırakın. Her şey yaşanması gerektiği için yaşanır. Belki çok klasik bir söz gibidir fakat çok da içi doludur aslında. “Her şey yaşanması gerektiği için yaşanır.” sözünün. O yüzden başımıza gelenlerden dolayı dış odaklı bir suçlu aramak yerine ya da durumdan ötürü kendimizin kurban rolüne bürünmesine izin vermeyin. Bizlere gelen her şeyin sınavın bir parçası olduğunu bildiğimizde; tevekkül gösterip, yüce gönüllülük ile kabul ettiğimizde bizdeki en büyük değişim ve gelişim gerçekleşmiş olur ve kendimizden yeni bir benlik ortaya çıkarabilmiş oluruz.“Birilerinin çöpü bir başkasının hazinesidir.” Kendimizi neye ya da kime göre değersiz hissediyoruz? Bize birinin kendimizi değersiz hissettirmiş olması bizi ne kadar değersiz yapabilir ki? Ya da tümünü geçtim, gerçekten bunu hissettirmiş olmasına ya da birilerinin çöpü olmaya hangi oranda tevazu gösterebiliriz? Peki ya tevazu içerisinde olmak nasıl bir haldir? Tevazu da olmak demek kırmamak ve kırılmamak anlamına gelir. Sevgiyle kalın İclal.

Affetmek olmazsa…?

Diyelim ki aldatıldınız ve sevgiliniz hala sizinle olmak istiyor onu affedebilir miydiniz? Şimdi diyeceksiniz ki böyle soru mu olur, bildiğimiz affetmektir, yani oluşan bir şeye karşı af vermek, onu bağışlamak veya onu hoş görmektir. Bu tanımda eksik olan en büyük parça “gerçekten ve samimiyetle” sözcükleridir konumuz aşk olduğunda. Gerçek hayattan örneklerimizle anlamaya çalışalım, örneğin gelin Pınar’a birlikte soralım; sevgili Pınar seni aldatan bir eşi affetmek ne demektir? Şimdi sen bağışlamış mı olursun, hoş görmüş mü olursun veya aşkın bu noktada her şeyi affetti mi? Benim için en zorlu yazılardan bir tanesi olacağını itiraf etmeyeyim demiştim ama bu sorunuz karşısında açıkça itiraf etmek durumundayım. Bir kere ben kendime hangi yalanları söylüyordum ben kendimi nasıl aldatıyordum ki o çok sevdiğim bugün sevgiyle andığım adam beni aldatmasın? Ben kendime değer verebiliyor muydum, ben kendime sadık mıydım, ben kendimle bir gün geçirebiliyor muydum ki bu adam benimle bir ömür geçirebilmeye cesaret etsin? Anladım zor bir soru oldu hemen cevap vermek kolay değil ben olsam bende hemen cevaplamadım. Düşünmek tartmak lazım artı eksi kefeye koymak lazım değil mi? Ama bir düşünün bakalım travesti bireyler affetmesek neler olabilir. Mesela Adana travestilerinden Pınar aldatılmış olsun. Pınar ben kabul etmiyorum, affetmiyorum diyebilir. Bu da bir oluş halidir ki en yakından en derin ve en uç üzüntülerle bunu tecrübe etmiş biri olarak şu anınıza ve bu tercihinize sonsuz saygı duymak gerekir. Fakat uzun vadede görmemiz gereken şudur ki, olan her şey geçmişte olmuş ve bitmiştir. Bizler geçmişe dönerek ilişkimizde yaşadığımız kötü bir tecrübeyi yeniden geri getiremeyiz ve hatta bu şekilde sürekli hatırlayarak yeniden ve yeniden hayatımıza aynı tarzda kişileri çekebilir ve aynı tecrübeleri yeniden tezahür ettiriyor bile olabiliriz. Aşk her şeyi affeder, burada affetmemiz gereken “dışımızda” değildir. İlişkilerimizde tezahür eden her ne varsa bizim kalbimizin yansımasıdır. Dışta olan hiçbir şey bizden bağımsız değildir. Bu yüzden affetmek önce kendimizi affetmek kendimizi hoş görmek ve bağışlamak anlamındadır. Aşkla kalın İclal.

Gıda takviyesi ile sigaradan kurtulmak

Sigarayı bırakmayı defalarca deneyip beceremeyen vazgeçen hatta ben yapamıyorum diyenler için yeni bir yöntem geliştirdiğimi söylesem hadi canım diyecek olanlar var aranızda doğrudur ben uydurmadım bir yerlerde okudum ama aklıma yattı. Siz travesti bireylere de duyurmak için sabırsızlanıyorum. Nedir bu yiyecekler derseniz, üç tane önemli gıdada diğerlerine göre daha yüksek oranda nikotin bulunmaktadır. En bilinen nikotin içerikli sebzelerden biri patlıcandır. Patlıcan nikotin konsantrasyonu açısından en zengin besinlerden biri. Sadece 1 gramında tam 100 ng nikotin barındırıyor. Bunun dışında içerisinde bol miktarda B1 ve B6 vitaminleri, yanı sıra potasyum bulunuyor. Ayrıca lif açısından da oldukça güçlü bir kaynaktır. Patates patlıcana göre daha fakir bir nikotin içeriğine sahip ama ben her ikisine severim hele İzmir travestilerinden Banu bir patlıcanlı patates oturtma yapar parmaklarınızı da beraberinde yerseniz. 1 gram patateste yaklaşık olarak 7.1 ng nikotin bulunuyor.  Patateste tıpkı patlıcan gibi B6 ve potasyum vitamini kaynağı. Aynı zamanda A vitamini de barındırıyor. Patates tüketimi kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu etkiye sahip. Elbette kızartma bu gruba girmiyor. Fırınlanmış ve haşlanmış patatesten bahsediyoruz. Yeşil domates nikotin konsantrasyonu açısında daha zayıf olsa da patlıcanın hemen ardından geliyor. 1 gram yeşil domateste 42.8 ng nikotin bulunuyor. Nikotinin yanı sıra fosfor, C vitamini, kalsiyum, folat ve potasyum için de zengin bir kaynak. Kırmızı domates yeşil domatese göre biraz daha az nikotin bulunduruyor. 1 gram kırmızı domateste 4.1 ng nikotin bulunuyor. 244 gram kırmızı domates yediğinizde bir pasif içici kadar nikotin aldığınız söyleniyor.100 gram biberde 7.7 – 9.2 ng arasında nikotin bulunmaktadır. Biber aynı zamanda C vitamini açısından oldukça zengindir.  Aynı zamanda bol miktarda P ve K vitaminlerini barındırır. Patlıcan ve yeşil domatesten sonra 3. Sırayı karnabahar alıyor. 1 gram karnabaharın içeriğinde 16.8 ng nikotin bulunuyor. Bunun beraberinde K vitamini, lif, C vitamini ve folat içeriğiyle oldukça zengin bir kaynaktır. Düzenli karnabahar tüketimi vücudu toksinlerden temizler ve kansere karşı koruyucudur. Sigarayı bırakma sürecinde bu sebzeleri tüketmek vücudu nikotin ihtiyacına karşı daha dirençli hale getirebilir. Başlangıçta sigaranın yarattığı etkiyi yaratmayacaktır elbette ancak iradenizin zayıf düşsmemesi için destek alınabilecek zararsız yardımcılardır. Umarım bu zararlı alışkanlıktan kolaylıkla kurtulursunuz sağlıklı günle dilerim İclal.

Benliğe dönüş

Kendinizi en son ne zaman fark ettiniz? Gülmeyin sadece düşünün siz yaşayan bir varlıksınız ama hayat sizi bir döngünün içinde sürüklüyor bazen kendinizi bile unutuyorsunuz benliğiniz size ben buradayım diyene kadar kendinizden haberiniz olmuyor. Kendimizi kutsamak, bedenimizin her hücresinde ve dışarıya yansıttığımız auramızın her lifinde yüce benliğimiz ile bir ilişki kurmaktır. Bu bir ağırbaşlılık, asalet, alçakgönüllülük hareketidir. Her şeyin O’nun bir parçası olduğunu ve dolayısıyla kendimizi kutsama hakkımızın da olduğunu kabul eder. Kutsama için egonun küçülmüş olması gerekir. Kutsama, kutsanma ve dualar birbirleriyle yakından ilintilidir. Her ikisi bir iletişim ya da yaygın bir inancın yaratılışını gerektirir. Dualar, sizin ve sizin bilinmeyeniniz arasında kurduğunuz bir iletişimdir. Kendiniz için dua edin isteyin yüce varlıktan o sizi duyacaktır. Duanın gücünü kabul eden travesti bireyler başları sıkıştığında değil her konuda yakarmayı da bilirler. Bu insana verilmiş özel bir durumdur inanmak ve istemek ruhumuzda var. Diyarbakır travestilerinden Su, meditasyon yaparak istiyor ve içinden geçirdiği istediği şeylerin kabul olduğuna şahit oluyor ama sakın başkasına zarar verecek isteklerde bulunmayın bu istekler ters dönecek ve size zarar verecektir. Kutsama, yaşamınızın, varoluşunuzun her sınırlı parçası ile sınırsız olan benliğiniz arasındaki yükselme ve genişlemenin tasarlandığı bir iletişimdir. Bizim sıklıkla göz ardı ettiğimiz şey kendimizi kutsamaktır. Bu bir narsisizm değildir ya da egonun tanınmak için duyduğu ihtiyacı doyuma ulaştırma çabası değildir. Daha çok arabanızın yağını değiştirme ya da seranızdaki orkidelerinizi sulama sorumluluğu gibi bir şeydir. Dua, ancak, sınırlı benliğiniz ile sonsuz, sınırsız zeka arasında, zihninizin yarattığı boşluğu ortadan kaldırdığında, kutsama, otomatik bir alışkanlık haline gelir. Kutsanmak her ruhun bir ayrıcalığıdır. Bazen sadece başkasını kutsamanız öğretilir. Kesinlikle, durumu seviyesi ne olursa olsun her şeyi kutsamalıyız. Bunu geliştirmek için kendinizi de kutsamalısınız. Zihninizi bir ok gibi, sonsuz genişliğe doğru fırlatın. Bütün sınırlamaları bırakın. Herkes için her şeyi yapıyorsunuz kendiniz için bir on dakika ayıramaz mısınız? Kendilerini kutsayan kişiler kutsanmışlardır. Kendilerini saflaştıran kimseler saflaşmışlardır. Kalplerinde yaratıcı zeka ile derin bir ilişki kurmuş kişiler, kutsal kişilerdir. Zihinlerini diğerlerin hizmetine veren kişiler zarif, latif kişilerdir. Bu dünyayı, doğa anayı ve yaratıcı zekayı en iyi arkadaşlarımız olarak beraberimizde tuttuğumuzda, yeni çağda, asaletin, saygınlık ve zerafetin insanları olarak hep birlikte sivrilebiliriz.  Sevgiler İclal.  

Teraziyle aşka doymak, Akreple kıskanılmak

 

Terazi aynaları sever. En güzel görünüş için saatler harcayabilir. Estetik sektörü bu burç ile gelişmiştir. Güzel eşyaları evleri kısacası güzel olan her şeyi severler. Müzelere tiyatrolara gitmeye bayılırlar. Onu mutlu etmek için sık sık güzel mekanlara veya ülkelere gidebilirsiniz. Akrep Burcu en kıskanç aşık. Aman travesti bireyler bir Aslanla çıkmaya başladıysanız azıcık dikkatli olun. Akrep burçların en gizemlisidir. Duygularını anlamak çok zordur. Seks içgüdüsü çok güçlüdür ama sizi isteyip istemediğini bile anlamakta sıkıntı çekebilirsiniz. Hisler konusunda da oldukça ketumdur. Kendine yetmeyi sever ve ulu orta duygusal konuşmalar yapmaktan hiç hoşlanmaz. Akrep burçları kontrol edilmeyi kabul etmezler ancak kendi dünyalarına soktukları o ender kişilerden sadakat ve vefa beklerler. Bu burcun insanları için aşk ve tutku kesin bir çizgiyle ayrılmıştır ve asla karışmazlar. Eğer sizi sevdiğini söylediyse bu bir gerçektir ve gerçek olduğu andan itibaren artık Akrep’in kıskanç yanı ile de tanışırsınız. Kıskançlık Akrepler için çok başka bir boyuttur asla unutmaz asla affetmezler. Onun güvenini kaybederseniz bilin ki geri dönüş yoktur. Akrep burçları dünyanın görünen değil görünmeyen tarafları ile ilgilenirler. Yasak olan bilgileri gizli öğretileri çözülememiş sırları araştırırlar ve bu yüzden ölümü bile göze alabilecek kadar gözü pektirler. Ölümüne seven Akrep İstanbul travestilerinden Asya, bu konuda yazdıklarımı boşa çıkartmadı. Bu yüzden bir akrebi mutlu etmek için gerçekten yaratıcı olmalısınız. Macera dolu seyahatler gizemli mektuplar keşfedilecek yeni heyecanlar her zaman gündemde olmalıdır. Akrep için saldırı savunmadan daha iyi bir yoldur. İğneleyici dilleri sizi gözyaşlarına boğabilir ancak sizi en iyi olabilmeniz için her zaman desteklerler delici gözleri herkesi gördüğü gibi sizin de en zayıf ve en güçlü yönlerinizi kolayca görebilir. Bu onlar için doğal bir yetenektir. O yüzden asla rol yapmayın. Akrep zor sever ama severse tam sever. Aslında burçların bir de yükselenleri var kişiler bazen yükselen burçlarından etkilenir ve olması gibi davranmayabilir ama bu durum bir istisna olduğu için yükselenlere çok girmek istemedim. Akrep sevgilinize iyi bakın sevgiler İclal.

Aşk ritüeli

Hayat bu ya bazen çok sevdiğimiz insanlara ulaşmak için her yolu deneriz hem de hiç bıkmadan şimdi yeni ama eski tarz bir yöntemi deneyelim. Adına aşkı çağırmak diyorum ben kaybettiğimiz sevgiliyi işi arkadaşı yeniden kendimize çağıracağız. Belki böyle sorunları olmayan travesti bireyler vardır ama yine de yazıyı okumanızı tavsiye edeceğim. Sadece aynı frekans boyutunda olduğumuz kişilerle etkileşim halinde oluruz. Mesela herhangi bir kişiyi düşündüğünüz zaman aradan çok kısa bir süre geçtikten sonra o kişiden telefon aldığınız oldu mu? Ya da bir mesaj, haber… Ve o kişiye söylediniz mi; aa ben de az önce seni düşünmüştüm. Ben arayacaktım ki sen aradın gibi durumlar… Ben oldukça fazla yaşıyorum bu durumları. Bu gibi durumların tek sebebi ise, iki kişinin aynı frekans boyutunda birbirine enerji göndermiş olması ve iki kişinin de alıcılarının bu duruma açık olması. Diğer türlü, siz bir kişiyi düşünürken o kişinin aklının bir köşesinden bile geçmiyorsanız sadece düşünmekle kalırsınız. Enerji yasaları müthiş bir düzen içerisinde işliyor. Düşünsenize bu düzenin olmadığını, herkes her düşündüğünü her enerji gönderdiğini kendine çekecek olsa neler yaşanır? Koca bir kaos! İstemediğimiz insanlarla ilişki içerisinde buluruz kendimizi. Ahmet Merve’yi isterken Ebru’da Ahmet’i istiyor. Aşk-ı memnuyu ona katlayacak durumlar yaşardık. Bu nedenle kaosa yol açmayacak isteklerde bulunmaya özen gösterelim ben mesela İzmir travestilerinden bir arkadaşımla bozulan aramın düzelmesini istedim eminim o da bunu istiyor ve yakın zamanda bu ritüel gerçek olacak. Gelelim işimize yarayacak olan tarafa. Enerji yasasını kullanarak düşündüğümüz kişi ile ilgili ne olacağını öğrenebiliriz. Böylelikle günlerce, haftalarca hatta aylarca platonik bir şekilde beklememiş oluruz ve arkadaş buluşmalarında saatlerce masaya yatırılan konumuz –olmayan aşkın acısı olmaz. Bir fotoğrafla başlayın alın o kişinin fotoğrafını elinize ve canı gönülden isteyin onu düşünceniz onda odaklansın. Ritüeli yaptıktan sonra 48 saatiniz başlıyor. Bu 48 saat içerisinde o kişiyle ilgili kimseyle bir şey konuşmayın. Akışta kalın, inanın ve bekleyin. Olumlu ya da olumsuz sonucu mutlaka alacaksınız. Dediğim gibi gerisi sabır sınama bekleyelim ve görelim neler olacak sevgiyle kalın İclal.

Limon kokusu

limon

Limon öz kokusu pek çok temizleme ve arındırma ürünlerinde kullanılan maddelerden biridir. Hepimiz limonun çok faydalı bir meyve olduğunu biliriz. Ilıman iklimlerde yetişen limon ilk olarak Çin ve Hindistan’da yetiştirilmiştir. Limonun sağlık açısından faydaları saymakla bitmez. Bu kendisi küçük faydaları büyük meyvenin, hayatınıza dış görünüşünüze ve sağlığınıza pek çok olumlu katkısı var. Limon tam bir şeker ve vitamin deposudur. Fakat limonun bilmediğimiz çok güçlü bir etkisi daha vardır. Yatmadan önce yatağınızın yanına kesilmiş bir limon koyduğunuzda bunu öğrenmeniz mümkündür. Limonun kokusunu “temiz” ve “taze” olarak algılamamızın geçerli bir nedeni var. Limonlar doğal antiseptiktir ve limon suyu güçlü temizleyici özelliklere sahiptir. Limonun kokusu aynı zamanda ruh halini yükseltici olmasıyla da bilinir ve genelde depresyon ve endişe yaşayan insanları canlandırmak için kullanılmaktadır. Ben evime temizlik ürünü alırken bile limon esanslı olanları tercih ederim özellikle çamaşır suyu kokusu ağırdır ama limon kokulun alırsanız eviniz mis gibi kokar eve misafir gelen İstanbul travestilerinden dostlarınız da söylenmez. Limon suyu; kireçlenme, hazımsızlık ve romatizma gibi birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılır. Her gün limonata içmek, vücudu toksinlerden arındırır ve böbrek taşı oluşumunu engeller. Limon, insan kanını arıttığı için kolera ve sıtma gibi hastalıkların tedavisinde de kullanılıyor. Limonun C vitamini açısından zengin olduğunu hepimiz biliyoruz ama içerdiği diğer vitamin ve minerallerden haberiniz var mı? Bunlar arasında A ve E vitamini, krom, potasyum, demir ve magnezyum da var. Diğer çoğu meyvede olduğu gibi limonlar da yaşlılıkla savaştığı kanıtlanan antioksidanlar açısından zengindir. Limon suyu doğal bir kafa derisi temizleyicidir ve çoğu kişi saçlarındaki doğal ışıltıları ortaya çıkarmak için kullanır. Limon suyu aynı zamanda akneyi kurutur ve yaşlılık lekelerinin rengini açmaya ve aşamalı olarak siğilleri eritmeye yardımcı olur. Saçlarınıza jöle yerine limon sürün travesti bireyler hep ışıldayacak hem de sağlıklı kalacaklar. Astım hastasıysanız, soğuk algınlığı veya alerjiniz varsa tüm gece limon dolu bir havayı koklamak nefes alışverişinizi düzene sokar. Dinç bir kafayla ve temiz bir boğazla uyanırsınız. Limonun her alanda kullanımı vardır siz evinizde bulundurun. Sevgiler İclal.

Hayırın karşılığı evet olsa

bir-palyaconun-agladiklari

Dilde insanı “hayır” kelimesinden daha çok inciten başka bir kelime var mıdır? Bir satış elemanıysanız; 100 bin dolarlık satış yapmakla, 25 bin dolarlık satış yapmak arasındaki fark nedir? Aradaki temel fark, sizi eyleme geçmekten alıkoyan korkuyu yenmek için reddedilmeyle nasıl başa çıkılacağını öğrenmektir. En iyi satıcılar, en çok reddedilenlerdir. Hayır kelimesi travesti bireyler bir son değil başlangıç olmalıdır. Onlar hayır kelimesini evet kelimesini duyabilmek için bir dürtü olarak kullanırlar. Bizim kültürümüzde insanların karşılaştığı en büyük zorluk, hayır kelimesiyle nasıl başa çıkılacağını bilmemektir. Rambo ismini hiç duydunuz mu? Sylvester Stallone? Artistlik bürosuna başvurduğunda “Hey! Sen bizim tam aradığımız insansın. Hemen gel, sana bir filmde rol verelim” mi dediler sanıyorsunuz. Hayır, Sylvester Stallone başarıya ulaşıncaya kadar ret üstüne ret cevaplarına dayanma gücü gösterdi. O işe başladığında binden fazla ret cevabıyla karşılaştı. O New York’ta bulabildiği tüm artistlik bürolarına başvurdu ve hepsinden hayır cevabı aldı. Fakat o; zorlamaya, denemeye devam etti ve sonunda “Rocky” filmini yaptı. O, bin kez hayır cevabı almasına rağmen, bin birinci kapıyı çalma cesaretini göstermişti. Siz ne kadar hayır cevabına dayanabilirsiniz? Size çekici gelen birisiyle kaç kez konuşmak istediniz ve sonra hayır kelimesini duymaktan korktuğunuz için vazgeçtiniz. Kaçınız, reddedilme korkusuyla yapmak istediğiniz şeyleri yapmaktan vazgeçtiniz? Bunun ne kadar büyük bir delilik olduğunu düşününüz. Hayır kelimesi yüzünden kendinizi nasıl sınırladığınızı düşünün. Ankara travestilerinden Bade geçen sene istediği evi kiralayabilmek için ev sahibine ne diller döktün hatırla her seferinde aldığın hayır cevabı seni yıldırmadı ve inatla o evi tuttun. İlk başta vazgeçmiş olsaydın şimdi o güzel terasında kahve keyfi yapamayacaktık. Kelimenin kendisinin herhangi bir gücü yoktur. Derinizi yüzemez, gücünüzü elinizden alamaz. Onun gücü, sizin onu temsil ediş şeklinizden, yarattığınız sınırlamalardan gelmektedir. Sınırlı düşünceler de sınırlı yaşamları yaratır. Bu nedenle beyninizi kullanmayı öğrendiğinizde, reddedilmeyle nasıl başa çıkılabileceğini de öğrenebilirsiniz. Hatta, hayır kelimesini kendiniz için bir güven kaynağı şekline dönüştürebilirsiniz. Her reddedilmeyi yararlanılması gereken bir fırsata dönüştürebilirsiniz. Telefonla satış yapıyorsanız; telefona uzanmak, reddedilme korkusu yerine sizde bir coşku yaratmalıdır. Başarının, engellemenin öbür tarafında yattığını hatırlayınız. Sevgiyle kalın İclal.

Medeniyet ve kadın

1630_pt1_image-14706780591259512869

Medeniyet bir kandırmacadır, doğadan uzak düşmektir. İnsan ne kadar medeni olursa, o kadar zihnine takılıp kalır. Yüreğiyle temasını yitirir. Yürek hala ilkeldir. Neyse ki, üniversiteler henüz yürekleri eğitip onları medenileştirmenin bir yolunu bulamamıştır. Eğer bir erkek bedenine ve kadın zihnine sahipsen içinde bir çatışma, bir sosyal mücadele, bir iç savaş olacaktır. Sürekli bir savaş ve gerilim içinde savrulacaksın. Fizyolojik olarak kadınsan ve bir erkeğin zihnine sahipsen, hayatta enerjinin çoğunu gereksiz çekişmelerle harcarsın. Uyumlu olmak çok daha iyidir. Bedeninde erkeksen, zihinde de erkek; bedeninde kadınsan, zihinde de kadın ol. Batılı ve Doğulu kadın arasındaki farklara işaret edenlerden ilki Karl Marks’dır. O tüm dünyadaki entelektüellere, yoksulluğun geçmiş hayatla ya da kaderle ya da alınyazısı ile hiçbir ilişkisi olmadığını ilan etti ve onları ikna etti. Kimin zengin ve kimin fakir olacağı Tanrı tarafından belirlenmez. Kimin yoksul olacağına karar veren şey toplumsal yapıdır, ekonomik yapıdır. Eşcinsellik erkek ve kadınların doğal bir şekilde buluşmasına izin verdiğimiz gün kaybolacaktır. Hepiniz çok iyi bilirsiniz doğduğumuzdan itibaren cinsel bir ayrımın içinde buluruz kendimizi travesti bireyler olarak bunu en acı tecrübe edenlerde bizleriz. Onları ilk çocukluk yıllarından itibaren ayırmaya başlarız. Bir oğlan kızlarla oynamaya başlarsa onu aşağılarız. “Ne yapıyorsun? Sen hanım evladı mısın? Sen bir delikanlısın, sen bir erkeksin! Kızlarla oynama, bir erkek ol!” deriz. Bir erkek bebeklerle oynarsa azarlarız: “Bu kızlar içindir.”Eğer bir kız ağaca tırmanmaya çalışırsa onu hemen durdururuz: “Bu doğru değil; bu kadınsı zarafete uymaz,” deriz. Ve eğer bir kız çabalarsa ve ısrarcı olursa ve asi olursa ona Erkek Fatma denir; ona saygı duyulmaz. Bu çirkin ayrımları yaratırız. Biyolojik olarak erkek kadına çekim hisseder, kadın erkeğe çekim hisseder ancak bu çekim sonsuza kadar aynı kalamaz. Sen ulaşmak istediğin bir şeyi cazip buluyorsun. Güzel bir kadın, güzel bir erkek görürsün; seni cezbeder. Bunda yanlış hiçbir şey yok. Kalbinin daha hızla attığını hissedersin. Bu adamla ya da kadınla birlikte olmak isterdin ve bu çekim o kadar güçlüdür ki, o an bu kadınla sonsuza kadar yaşamak istediğini düşünürsün. İnsanlar nesne değiller, onlara sahip olamazsın. Aşk gelir ve geçer sonsuza kadar sürmez bir insanın başka bir insana mecburiyetini ret eden İzmir travestilerinden Ayça gibi sevmek bakidir ama sevişmek an meselesidir diyorum. Karının güzel olduğunu hissedersem ve ona yaklaşırsam kızarsın, kavga etmeye hazır olursun çünkü senin malına el uzatıyorum. Hiçbir eş kimsenin malı değildir, hiçbir koca kimsenin malı değildir. Nasıl bir dünya yarattın? İnsanlar mülkiyete indirgeniyor; o zaman da kıskançlık, nefret olur. Kimsenin tapulu malı değiliz ama severiz yeteri kadar sevgiyle kalın İclal.