Değersizlik duygusu

Bilinçaltında en fazla görülen sorunlardan bir tanesi de değersizlik duygusudur. Bu duygu bütün hayatı çok olumsuz olarak etkiler. Eğer bilinçaltınızda değersizlik duygusu varsa bu duyguyu mutlaka temizlemeniz gereklidir. Değersizlik duygunuz varsa; Yaptığınız işlerin değeri olmadığına inanırsınız. Bu da başkalarının da yaptığınız işlere değer vermemesi sonucunu doğurur. Bazen hepimizde oluşan bu duygu değerli travesti bireyler bütün işlerimin olumsu gitmesine neden olur. Çevrenizdeki insanların size değer vermediğini düşünürsünüz. Birçok kişi değer vermediğini size gösterecek ya da hissettirecektir. Kendi inançlarınıza uygun insanlara hayatınıza çektiğiniz için bu çok sıklıkla görülen bir durumdur. Hak ettiğinizi almakta zorlanırsınız. Kendinize yeterince değer vermediğiniz için değerli bir şeyi hayatınıza kabul etmeniz kolay olmayacaktır. Almak ve vermek konusunda sorunlarınız olabilir. Özellikle almayı başaramaya bilirsiniz, size verilen şeyleri bile değersizlik duygunuz yüzünden kabul etmekte zorlanırsınız. İyi ve güzel şeyleri hak etmeme duygusu ile değersizlik duygusu çoğu zaman aynı anda bulunur ve birbirini besler. Değersizlik duygusu bu anlamda tüm hayatınızı olumsuz etkiler. Bu duygu iş hayatınızda, özel hayatınızda ve ilişkilerinizde istediğiniz kadar verimli olmanızı da ciddi olarak etkileyecektir. Değersizlik duygusunu nasıl temizleyeceksiniz? Öncelikle kişisel deneyimlerime dayanarak bu duygunun oldukça zorlayıcı olduğunu söyleyebilirim. Kişisel diyorum çünkü çok kapılırım ben bu duyguya bazılarınız zayıflık diyecek belki de ama ben güvensizlik diyorum. Kime güvensem elimde kalıyor derler ya çok yaşarım bunu ve benim gibi çok yaşayanlardan biri de sanırım Alanya travestilerinden Bahar o da değersi insanlara fala değer verir ve suçu kendinde bulup bu hisse kapılır. Benim en temel sorunum değersizlik duygusuydu ve uzun bir zaman bu sorunla uğraşmıştım. Temizlediğimi sandığım zamanlarda bile defalarca karşıma çıkarak tekrar tekrar bu sorunla uğraşmama neden olmuştu. Bu nedenle değersizlik duygusuna sahip olduğunuza inanıyorsanız sabırlı bir şekilde çalışmanız gereklidir. Yirmi bir gün boyunca yapılması gereken şeyler var bu yirmi bir gün kuralını daha önce sizlere anlatmıştım tekrar bu konuya girmeyeceğim. “Ben çok değerliyim, kendi değerimi biliyorum ve kabul ediyorum” demek başlangıç olsun ben sizlere inanıyorum her şeyin üstesinden kalkabilirsiniz sevgiyle kalın İclal.

Aura

Zaman zaman aura enerjilerinizin zayıfladığı olasıdır. Bunun çeşitli nedenlerinden bazıları; stres, aşırı yorgunluk, sağlığın bozulması ya da çevrenizden birilerinin sizden enerji “hortumlamalarıdır. Aura enerjilerinizin şu ya da bu şekilde azaldığını ya da doğrudan doğruya bir aura korunma gereksinimi hissederseniz, hemen uygulayabileceğiniz yöntemlerden bahsetmek istiyorum. Her iki elinizin baş ve işaret parmaklarınızdan birer halka oluşturun ve bu halkaları iç içe geçirin. Kendinizi bembeyaz bir ışıkla sarılı olarak tasavvur edin. Birkaç dakika içinde kendinizi daha canlı ve enerjik hissedeceksiniz. Eğer her gün karşı karşıya gelmek durumunda olduğunuz kişi ya da kişiler (partneriniz, patronunuz vb.) sizin enerji yitirmenize neden oluyorlarsa, bu yöntemi her gün yinelemeniz yerinde olur. Maalesef etrafımızı herkesi biz seçemiyoruz ve bazen öyle insanlarla muhatap olmak zorunda kalıyoruz ki adeta tüm enerjimiz bir hortumla çekiliyormuş gibi kuruyor. Bu nedenle benim en sık denediğim yöntem budur. Sadece zararlı stresten korunmak için vücudunuzu tepeden tırnağa güzel bir gök kuşağına sarılmış olarak tasavvur edebilirsiniz. Bu gökkuşağı koruma sadece stresi sizden atmakla kalmayacak, aynı zamanda size enerji vereceği gibi, sizi çevrenizde daha sevilir bir kişi haline getirecektir. Aslında sizden sadece denemenizi isteyeceğim kapatın gözlerinizi ve travesti bireyler bu yöntemlerden birini kendinize uygulayın. Başka bir yöntem de, doğrudan doğruya ve sadece kendinizi tertemiz ve bembeyaz bir ışığın içinde tasavvur etmektir. Bu korumaya “koruyucu aura” da denir. Bu koruma size yönelik olumsuz her şeyi yansıtarak uzaklaştıracaktır. Bu beyaz ışığı, bir bakıma “spiritüel bir zırh” gibi olası olumsuz durumlara karşı kuşanabilirsiniz. Beyazın işe yaradığını Ankara travestilerinden Bade anlattı bana o da sürekli beyaz zırh korumasını kullanıyormuş. Elbette korunma, tedaviden daha iyi ve akıllıca bir tutumdur. Sağlığınızla ilgili herhangi bir olumsuzluk sezinlerseniz, bu bir olasılık olsa bile yukarıdaki yöntemlerden birini devreye sokmakta tereddüt etmeyin.Unutmayın ki, eğer bedeninize iyi bakarsanız, o da size bakacaktır ve bunun yararlı sonuçları hemen auranıza da yansıyacaktır. Sağlıklı bol enerjili günler dilerim İclal.

Kafayı zorlamak

Beyin de tıpkı kullanılmayan aletler gibi zamanla pas tutar ve işlevsel hale gelir. O yüzden onu çalıştırmak ve paslanmasını önlemek zorundayız. Bunu nasıl yapacağız diye soran travesti bireylere birkaç çarpıcı örnek vererek açıklamak istiyorum. Film izlemek hepimizin zevk alarak yaptığı eylemlerden biri ama ne izlediğimi çok önemlidir.Hani şu senaryolarıyla bizi bizden alan! “Şimdi bunun sonunda ne oldu, e o zaman katil kimdi, nasıl hepsi bir rüya mıydı…” gibi tepkiler verdiğimiz, anlamak için gerçekten kafa patlattığımız filmlerden bahsediyorum. Bu öneriyi de beyninize iyi gelecek bir egzersiz olarak düşünebilirsiniz. Hatta bugünden tezi yok, aşağıdaki listeyi inceleyerek, beyin yakan filmlerle nöronlarınızı çılgınlar gibi dans ettirebilirsiniz. Motosiklet kullanmak ve zeka mı? Evet evet! Tam olarak bunu söylüyorum. Kişiyi genç hissettirmesinin yanı sıra motosiklet kullanmak beyin fonksiyonlarına da iyi geliyor. Yapılan araştırmalar uzun yıllar motosiklet kullananların Alzheimer gibi hastalıklara yakalanmadığını ve beyin fonksiyonlarının diğerlerinden çok daha iyi olduğunu öne sürüyor. Motosiklet kullanan Antalya travestileri içinden Gizem hem biler gibi her yere geç kalmıyor hem de kesesi daha a zarar görüyor sonuçta arabadan daha ekonomik bir ulaşım aracıdır motor ve bisikletler. Örgü örmek beynin birçok bölgesinin aynı anda uyarılmasını sağlayan bir eylem. Ayrıca aynı hareketleri ritmik bir şekilde tekrarladığınız için örgü örmek beyninizde bir nevi meditasyon yapmışsınız gibi etki yaratıyor. Yani yarından tezi yok, alın elinize şişinizi, tığınızı, ipinizi, bu zeka geliştirme yöntemini siz de kullanmaya başlayın.Yapılan pek çok farklı araştırma müzik dinlemenin hafızayı güçlendirdiğini ve odaklanma kabiliyetini arttırdığını gösteriyor. Hem bir tek dinlemek de değil! Bir enstrüman çalmak, ritim tutmak, beste yapmak, şarkı söylemek de beyin sağlığı açısından faydalı aktiviteler. Hatta bu noktada size; seviyorsanız yabancı müzik dinlemenizi ve şarkıların sözlerini anlayıp ezberlemeye çalışmanızı önerebilirim. Arkadaş grubunuzun içindeki en zeki kişi olmak adına “zekası yüksek” olmayan kişilerle takılmayın. Her zaman kendinizden daha zeki olanlarla arkadaşlık etmeye, bu nitelikte insanlarla bağlantılar kurmaya çalışın. Emin olun, beyniniz için diğer seçeneğe göre çok daha faydalı bir şey yapmış olacaksınız. Sevgiyle kalın İclal.

Dedikodu ve mutluluk

Hepimizin gün içinde merak ettiği birçok şey olur. Bazı zamanlar en çok merak ettiğimiz ve hakkında saatlerce konuştuğumuz konular başkalarının davranışları, yaptıkları veya hayatları olabiliyor. O an güzel gelse bile kısa süreli biz haz yaşamaktan öteye götürmez kimseyi başkaları hakkında konuşmak. Dedikodusu yapılan insanlar kendi hayatlarını yaşarken, dedikodu yapanlar onların hayatlarını konuşmakla meşgul. Dedikodusu yapılan insanlar genellikle sizden daha mutlu bir hayat yaşarlar neden mi? Zamanlarını başkaları hakkında konuşarak harcamazlar:“Büyük insanlar fikirleri, orta insanlar olayları, küçük insanlar diğer insanları konuşur.” Sözünü muhtemelen duymuşsunuzdur. Dedikodusunu yaptığınız kişi işte o insanlardan biri. Kendisiyle meşgul ve işini yapıyor. Kendisini geliştiriyor ve mutlu. Etraflarında Dedikoducu İnsanları Barındırmazlar: Mutluluğumuz ve iyi olmamız çoğunlukla etrafımızdaki insanların kim olduğuyla ilgilidir. Eğer etrafınız dedikoducularla doluysa, kendinizi çok fazla geliştiremezsiniz. Dedikodu zehirlidir. Sen travesti kardeşim her sabah evinden çıkarken komşularının arkandan konuştuğunu biliyorsun ama aldırmıyorsun. Eğer dedikodusunu yaptığınız kişinin sizin veya başka birisinin dedikodusunu yaptığını duymuyorsanız, muhtemelen yapacak daha iyi işleri olduğu içindir. Eğer çok fazla dedikodu yapıyorsanız kendinize dönüp bir bakın ve mutlu olup olmadığınızı sorgulayın. İnsanlar dedikodu yaptıklarında taraf tutmaya da başlarlar. Bir fikre veya inanca hep birlikte bağlanırlar. Sonuçta yaptıklarına tepki gösterilince veya zorluklarla karşılaşınca grup olarak “ne cesaretle bizi zorluyorlar” reaksiyonu olur ve bu da aşırı mutsuzluğa sebep olur. Ama bunun yerine dedikodu ile vakit kaybetmeyi bırakıp duyduğunuz her şeye inanmaz ve dedikodulara kulak asmazsanız çok daha mutlu olabilirsiniz. Mutluluk başkalarının hayatı ile ilgilenmediğiniz zaman başlayacak. Bunu anlayan Ankara travestilerinden Bade artık takmıyor arkasından söylenenleri ve mutlu hepimiz öyle yapalım. Dedikodu sizi hiçbir yere götürmez. Dedikodudan hiçbir şey öğrenemezsiniz. Size yargılayıcı ve önyargılı olmayı öğretmekten başka size hiçbir şey kazandırmaz. Peki ya dedikodusunu yaptığınız kişi? Dedikodu yapmadığı için insanları yargılamaz haklarında önyargılı hükümler vermez. Daha üretken ve yeni bir şeyler öğrenmekle meşgul olur. Kendisini geliştirir ve kendisini geliştiren diğer insanlar gibi daha mutlu olur. Sevgiyle kalın İclal.

Mutluluk senin ellerinde

Hepimiz mutlu olmak için yaşarız eğer sorunlu bir hayatı seven ruhu hastalıklı kişiler değilsek tabi. Mutlu olmak aslında sadece sana bağlı sen kendini mutlu etmek istedikten sonra kimse buna engel koyamaz şimdi değerli travesti burada yazılanları oku ve uygula. Sonrası iyilik sağlık ve sonsuz mutluluk olacaktır. Üzgün olduğunda, kırıldığında, acı çektiğinde, mutsuz hissettiğinde kendine özen göster, tıpkı hasta bakar gibi kendine bakım uygula. Yapmaktan hoşlandığın aktivitelerle meşgul ol ve bu durumdan çıkarak kimsenin seni incitmesine, üzmesine izin vermeyeceğini göster. Hayatta her şeyin bir bedeli olduğunu asla unutma ve bedel ödemekten istemediğin için kendini boşlukta bırakma. Örneğin bir insanı incitmişsen, ödeyeceğin bedel o insanın güvenini yitirmektir. Eğer seni sevmeyen biriyle birlikteysen, yalnız kalmaktan korkup ilişkide kalma, çünkü kalmanın bedeli sevgisiz bir hapiste yaşamaktır. Eğer farklı olmaktan korkuyorsan ve başka insanları taklit edip onlar gibi olmaya çalışıyorsan, ödeyeceğin bedel kendine olan saygını yitirmek olacaktır. Diğer taraftan bazen kendin gibi olmanın bedelinin de yalnız kalmak olduğunu unutma. O halde yaşamda her zaman bir bedel ödeyeceğini hatırla. Bir adım atmadan önce mutlaka ödeyeceğin bedeli bil ve kazanacaklarına değip değmediğine bakarak kararlarını ver. İnsanlara karşı nazik ve sevecen ol, ne olursa olsun asla bir başka insanı kırmak için konuşma, bilinçli olarak üzmeye çalışma ve kendi acını hafifletmek için bir başkasını yaralama. Hayatta en büyük dostun sen olabileceğin gibi hayattaki en büyük düşmanın gene sen olabilirsin. İnsanın kendine nasıl düşman olacağını Antalya travestilerinden Bahar çok iyi bilir bir dönem yaşadıkları onu kendine düşman etmişti. Seçimini yap ve kendin için dostu mu yoksa düşmanı mı olacağına karar ver. Yaşamdaki tüm acıları atlatabilirsin, her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirsin, istersen kötü alışkanlıklarını bırakabilir ve her zaman yeniden başlayabilirsin. İstersen kendine yeni bir hayat kurabilirsin. Eğer kendinin dostu olabilirsen. Asla tecrübe kazanmaktan kaçma. Ne kadar zor olursa olsun, yeniden ayağa kalk ve yola devam et. Hayatı öğrenmek için o tecrübelere ihtiyacın var. Kalbin aşk acısı ile yaralanmış ise, sonsuza kadar kendini aşka kapatma. Ruhun insanların acımasızlığı ile incinmiş ise, hayata küsüp kendini karanlık bir dünyada yaşamaya zorlama. Bedenin çok büyük acılar çekmişse, kendini uyuşturup bırakma. Unutma bilge insan hayatı yaşayandır. Cesur insan korkusuzca devam edebilendir. Kahraman insan tüm acılarına rağmen yenilmeyendir. Yenilmeyin sevgiler İclal.

Ağrıları tetikleyen duygular

Her ağrının fiziksel sebebi olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz bazen ağrılar içimizden kaynaklanır yani tamamen psikolojik olabilir. Yok yanlış anlamayın delilikten bahsetmiyorum. Hoş bazen benim delirdiğim doğrudur. Yakın travesti dostlarım bilirler haksızlık karşısında acayip deliririm. Hatta bir seferinde İzmir travestilerinden Buse şahit olmuştu gözümün nasıl döndüğüne neyse konumuza dönelim dağıttım yine. Vücudumuzdaki ağrıların fiziksel sebeplerinin yanı sıra duygusal sebepleri de olabilir. Buraya kadar normal, çünkü hepimiz stresin bir takım ağrı ve acıları tetiklediğini biliyoruz. Hepimizin tahmin edebileceği gibi baş ağrısının en önemli sebeplerinden biri gün içerisinde yaşanan stres, bu stresten kaynaklı kasılmalar ve rahatlayamama, düzensiz nefes almak ve beyne giden oksijenin azalması. Kronik boyun ağrısının arkasında insanları affedememek ve kin beslemek yatıyor olabilir. Koy verin gitsin, tatlı canınızdan değerli mi? Herkesi affettim ama ağrım geçmiyor diyorsanız biraz egzersiz işe yarar belki. Omuz ağrısı duygusal bir yükü taşımayı ifade edebiliyormuş. Bu yük bir başkasının size yüklediği yük de olabilir, bir suçluluk duygusu da. Sırt ağrısı çevrenizden beklediğiniz destek ve sevgi eksikliğinden kaynaklanıyor olabilirmiş. Savaşmayalım, sevelim, sevişelim ama biz yine de oturma ve duruş bozukluklarımızı da gözden geçirelim. Bel ağrısının sebebi maddi kaygılar ve gelecekle ilgili dünyevi endişeler (ev, iş, para, geçim derdi) olabiliyormuş. Belini doğrultamamak terimi tesadüf olabilir mi? Psikologlar ellerimizin diğer insanlarla olan iletişim araçlarımız olduğunu ifade ediyor, bu sebeple vücut dilimizde en çok ellerimizi kullanıyoruz. Ellerimizde duyduğumuz ağrının kaynağı da iletişim eksikliği, anlatmak isteyip anlatamadıklarımız, kendimizi ifade edemeyişimiz olabilir. Mouse kullanım alışkanlıklarımızı da gözden geçirmekte fayda var. Kalçaların ve dirseklerin değişime en çok direnen bölgeler olduğu söyleniyor. Hayatımızda büyük değişiklikler yaşadığımızda, koşa koşa seve seve değiştiğimizi düşündüğümüz zamanlarda bile kalçalarımız ve dirseklerimiz bu değişime direniyor ve düzeni korumak istiyor olabilir, böyle durumlarda ise sinyal veriyorlarmış. Diz Ağrılarının sebebinin yüksek ego, kibir ve kendini beğenmişlik olduğu düşünülmüş. Biraz tevazu lütfen. Ayrıca yokuş aşağı koşmamaya da özen gösterelim, 65 yaşında emekli olup da gezmek istediğimizde o dizlere çok ihtiyacımız olacak. Bacak ağrılarının kişinin kendine güvensizliği, yetersizlik duygusu ve kıskançlıkla tetiklendiği düşünülüyor. Vücudun bütün yükünün ayaklarımızda birikmesi gibi, kötümserliğimizin olumsuz etkileri de ayakları etkiliyor, umutsuz başın cezasını ayaklar çekiyor. Sağlıklı günler dilerim İclal.

Olumlamalar

İnsana yine en büyük kötülüğü insanlar yapar hatta şaşırmayın kendi kendimize yaparız nasıl mı? Negatifi kendimize çekerek, oysa tüm travesti bireylere de söylediğim gibi olumsuz düşüncelerden uzaklaşıp hep iyiyi çağırmalıyız. Olumlama yaptığımızda pozitif düşünceyi aktif etmiş oluyoruz. Fakat olumlamalar genellikle hayatımızda fazla kalmıyor. İşe yaramadığını düşünüp vazgeçiyoruz. Olumlamayı etkileyen kötü yapan nedenler vardır biraz bunlara değinmek istiyorum. Birincisi zihinsel direnç olarak çıkıyor karşımıza; Olumlama yaparken zihinsel bir direnç hissetmişizdir. Bu zihinsel direnç olumlamanın işe yaramasını engeller ve bazen bu yüzden olumlama yapmaktan vazgeçeriz. Olumlamanın işe yaramasını istiyorsak mutlaka zihinsel direncimizi azaltmalı ve yok etmeliyiz. Bunu yapabilmek için zihinsel direncimizi fark etmemiz gerekiyor. Bu çok zor bir durum değil. Olumlama söylediğinizde negatif olarak hissettiğiniz duygu durumu zihinsel direncimizdir. Bunu azaltmak ve etkisini yenmek için ise olumlama yapmadan önce düşüncelerimizi azaltmamız ve meditasyon şeklinde zihnimize odaklanmamız çok faydalı olacaktır. İkincisi ise doğru cümleleri kullanmaktır. Bu konuda sanırım en başarılımız Ankara travestilerinden Serra, onu takdir ediyorum. Şimdi yapacağınız en güzel şey olumlamanız ile ilgili doğru cümleyi keşfetmektir. Doğru cümle her insana göre değişebilir. Cümle olumlu olmalıdır sadece. Herhangi bir kalıba da uymak zorunda değildir. Olumlu bir cümle için iç sesinize başvurabilirsiniz. Doğru ve kendinize ait cümleler daha iyi hissettirecektir. Unutmayın cümlenin niteliği kadar size neler hissettirdiği de önemlidir. Bir cümleden pozitif bir his alamıyorsanız olumlama başarısız olacaktır. Zihnimiz negatif düşünce yapısında yaşar. Genellikle zor hayatlar yaşayan insanlar pozitif bakış açısını daha çabuk kazanmaktadır. Olumlamanın işe yaramasını istiyorsak pozitif ve olumlu düşünmemiz şarttır. Bunun içinde olumlamalarımızda ilk olarak pozitif düşünce cümleleri kullanmalıyız. Olumlamalar temelde bilinçli bölüme değil bilinçaltı bölümüne söylenen sözlerdir. Fakat bilinçaltına etki edilebilmesi için olumlamanın işe yarayacağına duyulacak bir inanç gereklidir. İşin gerçeği tıbbi ilaçlar bile her insanda %100 işe yaramaz. Burada hastanın iyileşeceğine olan inanç çok önemlidir. Buna tıp dilinde plasebo etkisi denmektedir. Kısaca insanlar inandıkları şeyler üzerinden kendi gerçekliklerine ulaşırlar. Olumlanın işe yaradığını pek çok kez görmüş biri olarak şunu söyleyebilirim. Olumlamanın işe yaraması tamamen size bağlı. Sevgiyle kalın İclal.

Hayatınız çöp mü?

Hayatta içinde bulunduğumuz her durum değişkenlik gösterebilir. Karşılaştığımız her olayın içerisinde sevgi vardır. Nefret dolu olduğunuzda bile aslında bu bir sevgi yansımasıdır. Bununla birlikte karşılaştığınız her durum, olay ve insan içinde bulunduğumuz ya da bulunacağımız hallerin birer işaretidir. Birilerinin çöpü birilerinin hazinesidir. Yaşanılan hayal kırıklıkları, sonlar, bitişler, terk edilişler, vazgeçilen olmalar ve görmezden gelinmeler… Bunların tamamı bir son gibi görünse de ve hepimizde hayal kırıklığı yaratıyor olsa da hepsi yeni başlangıçların birer işaretleridir. Hayatınız yeniden gözden geçirin ve karar verin onu bir çöplük gibi mi kullanacaksınız yoksa hak ettiği ilgiyi mi vereceksiniz? Ben ilgi vereceğinizi düşünüyorum neden mi travesti bireylerin aklını kullandığına şahidim de ondan eminim bundan çöp değil hayatı yaşamak seçimdir. Aynı sonların başlangıca dönüştüğü gibi, her olumsuz durum da daha sonrasında olumlu bir hal alır. Biten, giden, terk eden herkesi ve her şeyi sevgi ile uğurlamak gerekir, çünkü onlar “biz”lerin değişiminde görevlerini yerine getirmişlerdir. Başınıza gelenlerin misafir olduğunu düşünün Adana travestilerinden bir dostumun dediği gibi değiştiremeyeceğiniz şeyler için üzülmeyi bırakın. Her şey yaşanması gerektiği için yaşanır. Belki çok klasik bir söz gibidir fakat çok da içi doludur aslında. “Her şey yaşanması gerektiği için yaşanır.” sözünün. O yüzden başımıza gelenlerden dolayı dış odaklı bir suçlu aramak yerine ya da durumdan ötürü kendimizin kurban rolüne bürünmesine izin vermeyin. Bizlere gelen her şeyin sınavın bir parçası olduğunu bildiğimizde; tevekkül gösterip, yüce gönüllülük ile kabul ettiğimizde bizdeki en büyük değişim ve gelişim gerçekleşmiş olur ve kendimizden yeni bir benlik ortaya çıkarabilmiş oluruz.“Birilerinin çöpü bir başkasının hazinesidir.” Kendimizi neye ya da kime göre değersiz hissediyoruz? Bize birinin kendimizi değersiz hissettirmiş olması bizi ne kadar değersiz yapabilir ki? Ya da tümünü geçtim, gerçekten bunu hissettirmiş olmasına ya da birilerinin çöpü olmaya hangi oranda tevazu gösterebiliriz? Peki ya tevazu içerisinde olmak nasıl bir haldir? Tevazu da olmak demek kırmamak ve kırılmamak anlamına gelir. Sevgiyle kalın İclal.

Affetmek olmazsa…?

Diyelim ki aldatıldınız ve sevgiliniz hala sizinle olmak istiyor onu affedebilir miydiniz? Şimdi diyeceksiniz ki böyle soru mu olur, bildiğimiz affetmektir, yani oluşan bir şeye karşı af vermek, onu bağışlamak veya onu hoş görmektir. Bu tanımda eksik olan en büyük parça “gerçekten ve samimiyetle” sözcükleridir konumuz aşk olduğunda. Gerçek hayattan örneklerimizle anlamaya çalışalım, örneğin gelin Pınar’a birlikte soralım; sevgili Pınar seni aldatan bir eşi affetmek ne demektir? Şimdi sen bağışlamış mı olursun, hoş görmüş mü olursun veya aşkın bu noktada her şeyi affetti mi? Benim için en zorlu yazılardan bir tanesi olacağını itiraf etmeyeyim demiştim ama bu sorunuz karşısında açıkça itiraf etmek durumundayım. Bir kere ben kendime hangi yalanları söylüyordum ben kendimi nasıl aldatıyordum ki o çok sevdiğim bugün sevgiyle andığım adam beni aldatmasın? Ben kendime değer verebiliyor muydum, ben kendime sadık mıydım, ben kendimle bir gün geçirebiliyor muydum ki bu adam benimle bir ömür geçirebilmeye cesaret etsin? Anladım zor bir soru oldu hemen cevap vermek kolay değil ben olsam bende hemen cevaplamadım. Düşünmek tartmak lazım artı eksi kefeye koymak lazım değil mi? Ama bir düşünün bakalım travesti bireyler affetmesek neler olabilir. Mesela Adana travestilerinden Pınar aldatılmış olsun. Pınar ben kabul etmiyorum, affetmiyorum diyebilir. Bu da bir oluş halidir ki en yakından en derin ve en uç üzüntülerle bunu tecrübe etmiş biri olarak şu anınıza ve bu tercihinize sonsuz saygı duymak gerekir. Fakat uzun vadede görmemiz gereken şudur ki, olan her şey geçmişte olmuş ve bitmiştir. Bizler geçmişe dönerek ilişkimizde yaşadığımız kötü bir tecrübeyi yeniden geri getiremeyiz ve hatta bu şekilde sürekli hatırlayarak yeniden ve yeniden hayatımıza aynı tarzda kişileri çekebilir ve aynı tecrübeleri yeniden tezahür ettiriyor bile olabiliriz. Aşk her şeyi affeder, burada affetmemiz gereken “dışımızda” değildir. İlişkilerimizde tezahür eden her ne varsa bizim kalbimizin yansımasıdır. Dışta olan hiçbir şey bizden bağımsız değildir. Bu yüzden affetmek önce kendimizi affetmek kendimizi hoş görmek ve bağışlamak anlamındadır. Aşkla kalın İclal.

Gıda takviyesi ile sigaradan kurtulmak

Sigarayı bırakmayı defalarca deneyip beceremeyen vazgeçen hatta ben yapamıyorum diyenler için yeni bir yöntem geliştirdiğimi söylesem hadi canım diyecek olanlar var aranızda doğrudur ben uydurmadım bir yerlerde okudum ama aklıma yattı. Siz travesti bireylere de duyurmak için sabırsızlanıyorum. Nedir bu yiyecekler derseniz, üç tane önemli gıdada diğerlerine göre daha yüksek oranda nikotin bulunmaktadır. En bilinen nikotin içerikli sebzelerden biri patlıcandır. Patlıcan nikotin konsantrasyonu açısından en zengin besinlerden biri. Sadece 1 gramında tam 100 ng nikotin barındırıyor. Bunun dışında içerisinde bol miktarda B1 ve B6 vitaminleri, yanı sıra potasyum bulunuyor. Ayrıca lif açısından da oldukça güçlü bir kaynaktır. Patates patlıcana göre daha fakir bir nikotin içeriğine sahip ama ben her ikisine severim hele İzmir travestilerinden Banu bir patlıcanlı patates oturtma yapar parmaklarınızı da beraberinde yerseniz. 1 gram patateste yaklaşık olarak 7.1 ng nikotin bulunuyor.  Patateste tıpkı patlıcan gibi B6 ve potasyum vitamini kaynağı. Aynı zamanda A vitamini de barındırıyor. Patates tüketimi kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu etkiye sahip. Elbette kızartma bu gruba girmiyor. Fırınlanmış ve haşlanmış patatesten bahsediyoruz. Yeşil domates nikotin konsantrasyonu açısında daha zayıf olsa da patlıcanın hemen ardından geliyor. 1 gram yeşil domateste 42.8 ng nikotin bulunuyor. Nikotinin yanı sıra fosfor, C vitamini, kalsiyum, folat ve potasyum için de zengin bir kaynak. Kırmızı domates yeşil domatese göre biraz daha az nikotin bulunduruyor. 1 gram kırmızı domateste 4.1 ng nikotin bulunuyor. 244 gram kırmızı domates yediğinizde bir pasif içici kadar nikotin aldığınız söyleniyor.100 gram biberde 7.7 – 9.2 ng arasında nikotin bulunmaktadır. Biber aynı zamanda C vitamini açısından oldukça zengindir.  Aynı zamanda bol miktarda P ve K vitaminlerini barındırır. Patlıcan ve yeşil domatesten sonra 3. Sırayı karnabahar alıyor. 1 gram karnabaharın içeriğinde 16.8 ng nikotin bulunuyor. Bunun beraberinde K vitamini, lif, C vitamini ve folat içeriğiyle oldukça zengin bir kaynaktır. Düzenli karnabahar tüketimi vücudu toksinlerden temizler ve kansere karşı koruyucudur. Sigarayı bırakma sürecinde bu sebzeleri tüketmek vücudu nikotin ihtiyacına karşı daha dirençli hale getirebilir. Başlangıçta sigaranın yarattığı etkiyi yaratmayacaktır elbette ancak iradenizin zayıf düşsmemesi için destek alınabilecek zararsız yardımcılardır. Umarım bu zararlı alışkanlıktan kolaylıkla kurtulursunuz sağlıklı günle dilerim İclal.